www.adanagundemi.com, buyuksaat, buyuksaatgazetesi,
    Hüseyin ACARLAR
    huseyinacarlar@hotmail.com
    Entelektüel –Aydın ve Münevver
    22/07/2020

    Düşünceyi şekillendiren sosyal ve siyasal durumlar tek bir nedenle izah edilemez. Hele siyah ve beyazın karıştığı toplumsal atmosferde hava gri tonda ise…

    Puslu havalarda çoğu kez yapılan bir suçlu politik bulup, bütün günahları ona boca etmek ve böylece rahatlamak en çok sevdiğimiz tutum. Bu davranış şekli doğru olmadığı kadar sorunu da çözmüyor. Soruna yeni bir sorun eklemekte cabası.

    Oysa kural bellidir; eksik soruda doğru cevap bulunmaz!

    Bu her yönüyle tükenmişlik sendromunun nedenini salt siyasal figürlere yüklemek, şeytan taşlayıp rahatlama ritüelinden başka bir şey değil.

    Toplumsal kırılmaların yegâne kabahatlisi salt politik simalar değil. En basitinden sonuçta politik figürlerin toplum içinden çıktığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Zira iş politikacıları çok fazla aşan bir temelden temerküz ediyor.

    Sorunun teşhis, tedavi yöntem ve hedeflerde ortak bir tutumun gelişmemesi farklı düşünce atlaslarından beslenmekten kaynaklanıyor. Herkesin bir akıl hocası, herkesin çevresine ördüğü bir duvarı var. Herkesin aidiyet bellediği bir sınıfı var. Herkesin aydını kendi kültürel çevresinden. Dolaysıyla düşünceyi doğuran, besleyen, büyüten veya yayan entelektüel/aydın politik figürlerden önce birinci derce de suçludur.

     

    İdeolojik ön kabullerle her kesim sadece kendi ideolojisini yansıtanı aydın veya entelektüel kabul edip diğerini kör ve sağır duvarlarla örülü cehalet hapishanesine mahkûm yolluyor.

    Ümit var olacağımız bir gelecek için, ideolojilerin deli gömleğinden sıyrılmamız gerekiyor. Bundan sıyrılmak pekte kolay görülmemekle birlikte, herkesin evi bildiği bir dünyada yabancı gibi yaşamayı ve bu acı deneydeki trajediyi bütünüyle yaşamış insanları dinlemek ve anlamaya çalışmak öncelikli adım.

    Herkesin kendi zaviyesinden yaklaşım paradoksu nihai kertede bu satırların yazarının da soruna. Teşhis ve tedavi öncesi tespitlerden yola çıkmak paradoksu aşmamıza katkı sunacaktır.

    Bizde entelektüel/aydın ön kabul şartı “batıcı” olmak sayıldı yıllarca.

    Kıblenin Batıya döndüğü Osmanlı son döneminden bu yana Batılılaşma kavramı; yeni’yi “batı”, eski’yi “doğu” addederek eski ve yeni arasında bir gerilim oluşturdu. Dışarıdan müdahaleyle gerçekleştirilen bu türlü bir modernleşmenin büyük bir toplumsal bellek yitimine neden olacağı aşikârdı. Bugün toplumsal hafıza sorunu yaşamamızın temel nedeni Doğulu toplumlar üstündeki bu dayatmacı ve köktenci batılılaşma baskısıdır. Bu baskı, ne tam anlamıyla doğulu ne de batılı olabilmiş karmaşık yapıları-bir çeşit arabesk- karşımıza çıkardı. Yapının bu denli karmaşık olması, “entelektüelin” de anlaşılması güç bir kafa yapısı sergilemesine neden oldu.

    Tanzimat dönemi entelektüellerinin belki de en büyük çıkmazı, bir yandan eskiyi muhafaza etmeye çalışırken bir yandan da batıya yönelmeleri ve toplum için “olması gereken”i “doğru”nun önüne koymak durumunda kalmalarıdır.

    “tarihî olan ile dini olanı ayıramamak “günümüz entelektüelinin/aydınının sıkça yaptığı hatalarından biri oldu. Geçmiş zaman; şimdiki ve gelecek zamanın kurulmasında gerekli olan bir takım malzeme ve sabitelerin olduğu vakittir. Bu malzeme ve sabiteler ışığında geleneksel-modern, eski-yeni gerilimini aşabilirz.

    Bugünün entelektüeli, gelecek tasavvurunu modern değerlerin nasıl evrenselleştirileceği ve içselleştirileceği üzerine kuruyor. Öyle ki modern paradigmanın siyasal tezahürü olan demokrasi ve ekonomik anlayışla kapitalistçe yaşam şekli, günümüz Müslümanlarının ekseri çoğunlukla kabullendiği, hatta savunduğu bir durum halini aldı. Bu entelektüel taşeronların marifetiyle gerçekleşti.

    Batı kültürünün mahremiyet konseptini ‘dokunulmazlık’ üzerine; buna karşılık da Doğu kültürünü ‘görünmezlik’ üzere inşa etmek kişiyi aydın/ entelektüel yapar. Ancak “münevver” yapmaz.

    Türkiye’de dile, belleğe, mekâna ve aidiyete dair sorunların sahih zeminde tartışılmaya açılması, entelektüel kavramı aşılarak başlanılabilecek bir şey

    "Entelektüel" ifadesi, kökeni ta Antik Yunan'a dayanan bir kavram. Aristo, entelektüeli (entelekheia'yı) olgunlaşmış ama bununla birlikte "sürekli bir fiil halinde" olan varlık olarak tarif eder. Entelektüel, etimolojik olarak seçmek kelimesine kadar gidiyor. Fransızcadan dilimize giren versiyonu ise aydın, yani “kültürlü kişi. …

    Aydın daha çok yerel bir kavram gibi dursa da Doğu'ya ait olmaktan öte, Türkiye'ye ait. Mümkün mertebe "münevver" kavramını reddederek üstelik de münevverin mirasından beslenerek, sömürerek kendisini var edebilmiş. Bir sezgiden, bir duruştan hareketle düşünüp üretmekten ziyade, daha çok bir takım taslakların çerçevesinde konuşabilen kişi, aydın kabul ediliyor...

    “Münevver” kelimesi ise Arapça kökenli bir kelime ve nur kelimesinden ortaya çıkıyor. Anlamı, “nurlandırılmış”, “nurlanmış”...

    Münevver olmakla entelektüel olmak arasında gece ile gündüz, doğu ve batı kadar şarktan mağribe fark var.

    Modern dünya bize entelektüel olmamızı salık verirken, Cuma suresindeki ayete bu minvalde bir daha bakmakta yarar var:

    “Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”(Cuma;5)

    Entelektüel/ Aydın, bir elinde Fransız şarabı yahut İngiliz viskisi diğer eliyle Kur’an-ı Kerim’i okuyabilir. Nihayetinde onun için bir kitaptır o ve entelektüel olmak için okunması gereklidir. Oportünizm ruhunu teslim almış, egoizmden kibir kuleleri inşa etmiştir. Kamusunda münevverce merhametin karşılığı yoktur.

    Dünya’nın dahi aşk üzerine döndüğünü düşünen ehli irfanı entelektüel olarak adlandırırsak kelimenin bayağılığı dışa vurur.

    Mevla İle Leyla meşkinden entelektüel çıkar mı?

    Entelektüel/ Aydın, zamanı saatin dakikalarına göre ayarlar ve sanayi toplumunun ortasında saatli bomba gibi dolanır. Ehli İrfan münevver için vakit, ezan ve sonrasıdır, imanı ve sabrı iyilik üzere kurar.




    110 kez okundu. Yazarlar

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

    Yazarın diğer yazıları

    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır - 21/11/2020
    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır
    Siyasi Parti teşkilatları Yada saatleri ayarlama enstitüsü - 02/11/2020
    .
    Bir Yol Hikayesi - 30/10/2020
    .
    Bir Temaşadan Kalan - 18/10/2020
    .
    Uyanış Selçuklu Dizi eleştirisi ve Bâtınîlik. - 30/09/2020
    ,
    Eğitim Ama Nasıl? - 28/09/2020
    .
    Eğitimin Ulularına(!) - 16/09/2020
    .
    Özün Sözü - 14/09/2020
    .
    Özün Sözü - 14/09/2020
    .
     Devamı
    Köşe Yazıları
    Bekir Fevzi YILDIRIM
    DEVA İÇİN İYİ BİR BAŞLANGIÇ..

    Deklanşör Remzi -Yıldırım
    HAYAT PAHALI GELİR DÜŞÜK

    Hasan Çınar
    Bahçeden aldığımız portakal, mandalina vb. mahsülün zekatını vermemiz gerekir mi?

    Hüseyin ACARLAR
    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır

    Kurtuluş KILINÇ
    SEYHAN ÇELİK NEDEN GİTTİ?

    Orhan Göktaş
    GELECEĞİN ÖĞRETMENİ

    Ramazan YÜKSEL
    Dağlara Buğdaylar Serpin!

    Talip Koktaş
    Krizden fırsat değil, fırsatçı doğdu!

    Vedat KAHYALAR
    TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ÜSTÜNLÜĞÜ ÖNEMSENMİYOR MU?

    Mahmut ERASLAN
    Adana Valisi Süleyman Elban'a Sivil Çağrı

    Abdulaziz KIRANŞAL
    Çocuklarınızla imtihan edilmeye hazır mısınız?

    Abdurrahman Dilipak
    Biz bu kafayla!..

    Ahmet TAŞGETİREN(KONUK YAZAR)
    Allah Korusun!

    Yusuf Kaplan(KONUK YAZAR)
    Yüreğim yanıyor ...

    Hayrettin Karaman(Konuk Yazar)
    Sayın Başkanım (Mürsî)

    Osman Palamut
    Vatan ve Millet aşkı

    Dr.M.Zeki UYANIK
    İnanmak, Yaşamak ve Örnek olmak Sorumluluğu…

    Nurettin AYDIN
    Medeniyetler Çatışması “Müslümanlar ve Batı”

    Sait Özdemir
    Yapacağınız şeyi söyleyin söylediğiniz şeyi de yapın

    İdris POLAT
    İdris Polat: Oku! Kalk ve Uyar!İ

    Battal Aslan
    KUL HAKKI..TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI..NE OLA Kİ..!!

    Muhammet YILDIRIM
    “Babam Seyrediyor !”

    Adnan Kalkan
    Eğitimci Yazar Uzman Sosyolog Adnan Kalkan: Karma Eğitim Adaletsizliktir, Nesli Öğütüyor...

    Mehmet Ergin
    Zihinsel Tipoloji Analizi ile Öğrenciler, Zihin Yapılarına En Uygun Meslekleri Seçiyorlar…

    Recep Gündoğan
    ÇAKICI'NIN TEHDİT MEKTUBU ESKİ NORMALE DÖNÜŞÜN HABERCİSİ Mİ?

    Abdullah Sevim Kulfani
    Müminlerin Şiarı Adalet Olmalı…

    Yavuz Topaloğlu
    KARACABEY TARIM İŞLETMESİNİN 700 YAŞINDA OLUŞU ve GIDA STRATEJİMİZ

    Mehmet Özler
    NE “MİLİTARİST” Mİ ?