• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Büyüksaat-Gazetesi-102221029841622/?ref=tn_tnmn
  • https://twitter.com/bfyildirim
























Ümre Döviz ve Altın  A.Ş.
Çoşkun Niziplioğlu
Son Fiyatı Bizden 
 Öğrenebilirsiniz
   0322 352 53 30
   0322 352 53 31

 






Hüseyin Acarlar
huseyinacarlar@hotmail.com
Entelektüel –Aydın ve Münevver
22/07/2020

Düşünceyi şekillendiren sosyal ve siyasal durumlar tek bir nedenle izah edilemez. Hele siyah ve beyazın karıştığı toplumsal atmosferde hava gri tonda ise…

Puslu havalarda çoğu kez yapılan bir suçlu politik bulup, bütün günahları ona boca etmek ve böylece rahatlamak en çok sevdiğimiz tutum. Bu davranış şekli doğru olmadığı kadar sorunu da çözmüyor. Soruna yeni bir sorun eklemekte cabası.

Oysa kural bellidir; eksik soruda doğru cevap bulunmaz!

Bu her yönüyle tükenmişlik sendromunun nedenini salt siyasal figürlere yüklemek, şeytan taşlayıp rahatlama ritüelinden başka bir şey değil.

Toplumsal kırılmaların yegâne kabahatlisi salt politik simalar değil. En basitinden sonuçta politik figürlerin toplum içinden çıktığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Zira iş politikacıları çok fazla aşan bir temelden temerküz ediyor.

Sorunun teşhis, tedavi yöntem ve hedeflerde ortak bir tutumun gelişmemesi farklı düşünce atlaslarından beslenmekten kaynaklanıyor. Herkesin bir akıl hocası, herkesin çevresine ördüğü bir duvarı var. Herkesin aidiyet bellediği bir sınıfı var. Herkesin aydını kendi kültürel çevresinden. Dolaysıyla düşünceyi doğuran, besleyen, büyüten veya yayan entelektüel/aydın politik figürlerden önce birinci derce de suçludur.

 

İdeolojik ön kabullerle her kesim sadece kendi ideolojisini yansıtanı aydın veya entelektüel kabul edip diğerini kör ve sağır duvarlarla örülü cehalet hapishanesine mahkûm yolluyor.

Ümit var olacağımız bir gelecek için, ideolojilerin deli gömleğinden sıyrılmamız gerekiyor. Bundan sıyrılmak pekte kolay görülmemekle birlikte, herkesin evi bildiği bir dünyada yabancı gibi yaşamayı ve bu acı deneydeki trajediyi bütünüyle yaşamış insanları dinlemek ve anlamaya çalışmak öncelikli adım.

Herkesin kendi zaviyesinden yaklaşım paradoksu nihai kertede bu satırların yazarının da soruna. Teşhis ve tedavi öncesi tespitlerden yola çıkmak paradoksu aşmamıza katkı sunacaktır.

Bizde entelektüel/aydın ön kabul şartı “batıcı” olmak sayıldı yıllarca.

Kıblenin Batıya döndüğü Osmanlı son döneminden bu yana Batılılaşma kavramı; yeni’yi “batı”, eski’yi “doğu” addederek eski ve yeni arasında bir gerilim oluşturdu. Dışarıdan müdahaleyle gerçekleştirilen bu türlü bir modernleşmenin büyük bir toplumsal bellek yitimine neden olacağı aşikârdı. Bugün toplumsal hafıza sorunu yaşamamızın temel nedeni Doğulu toplumlar üstündeki bu dayatmacı ve köktenci batılılaşma baskısıdır. Bu baskı, ne tam anlamıyla doğulu ne de batılı olabilmiş karmaşık yapıları-bir çeşit arabesk- karşımıza çıkardı. Yapının bu denli karmaşık olması, “entelektüelin” de anlaşılması güç bir kafa yapısı sergilemesine neden oldu.

Tanzimat dönemi entelektüellerinin belki de en büyük çıkmazı, bir yandan eskiyi muhafaza etmeye çalışırken bir yandan da batıya yönelmeleri ve toplum için “olması gereken”i “doğru”nun önüne koymak durumunda kalmalarıdır.

“tarihî olan ile dini olanı ayıramamak “günümüz entelektüelinin/aydınının sıkça yaptığı hatalarından biri oldu. Geçmiş zaman; şimdiki ve gelecek zamanın kurulmasında gerekli olan bir takım malzeme ve sabitelerin olduğu vakittir. Bu malzeme ve sabiteler ışığında geleneksel-modern, eski-yeni gerilimini aşabilirz.

Bugünün entelektüeli, gelecek tasavvurunu modern değerlerin nasıl evrenselleştirileceği ve içselleştirileceği üzerine kuruyor. Öyle ki modern paradigmanın siyasal tezahürü olan demokrasi ve ekonomik anlayışla kapitalistçe yaşam şekli, günümüz Müslümanlarının ekseri çoğunlukla kabullendiği, hatta savunduğu bir durum halini aldı. Bu entelektüel taşeronların marifetiyle gerçekleşti.

Batı kültürünün mahremiyet konseptini ‘dokunulmazlık’ üzerine; buna karşılık da Doğu kültürünü ‘görünmezlik’ üzere inşa etmek kişiyi aydın/ entelektüel yapar. Ancak “münevver” yapmaz.

Türkiye’de dile, belleğe, mekâna ve aidiyete dair sorunların sahih zeminde tartışılmaya açılması, entelektüel kavramı aşılarak başlanılabilecek bir şey

"Entelektüel" ifadesi, kökeni ta Antik Yunan'a dayanan bir kavram. Aristo, entelektüeli (entelekheia'yı) olgunlaşmış ama bununla birlikte "sürekli bir fiil halinde" olan varlık olarak tarif eder. Entelektüel, etimolojik olarak seçmek kelimesine kadar gidiyor. Fransızcadan dilimize giren versiyonu ise aydın, yani “kültürlü kişi. …

Aydın daha çok yerel bir kavram gibi dursa da Doğu'ya ait olmaktan öte, Türkiye'ye ait. Mümkün mertebe "münevver" kavramını reddederek üstelik de münevverin mirasından beslenerek, sömürerek kendisini var edebilmiş. Bir sezgiden, bir duruştan hareketle düşünüp üretmekten ziyade, daha çok bir takım taslakların çerçevesinde konuşabilen kişi, aydın kabul ediliyor...

“Münevver” kelimesi ise Arapça kökenli bir kelime ve nur kelimesinden ortaya çıkıyor. Anlamı, “nurlandırılmış”, “nurlanmış”...

Münevver olmakla entelektüel olmak arasında gece ile gündüz, doğu ve batı kadar şarktan mağribe fark var.

Modern dünya bize entelektüel olmamızı salık verirken, Cuma suresindeki ayete bu minvalde bir daha bakmakta yarar var:

“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”(Cuma;5)

Entelektüel/ Aydın, bir elinde Fransız şarabı yahut İngiliz viskisi diğer eliyle Kur’an-ı Kerim’i okuyabilir. Nihayetinde onun için bir kitaptır o ve entelektüel olmak için okunması gereklidir. Oportünizm ruhunu teslim almış, egoizmden kibir kuleleri inşa etmiştir. Kamusunda münevverce merhametin karşılığı yoktur.

Dünya’nın dahi aşk üzerine döndüğünü düşünen ehli irfanı entelektüel olarak adlandırırsak kelimenin bayağılığı dışa vurur.

Mevla İle Leyla meşkinden entelektüel çıkar mı?

Entelektüel/ Aydın, zamanı saatin dakikalarına göre ayarlar ve sanayi toplumunun ortasında saatli bomba gibi dolanır. Ehli İrfan münevver için vakit, ezan ve sonrasıdır, imanı ve sabrı iyilik üzere kurar.




97 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Eğitimin Ulularına(!) - 16/09/2020
.
Özün Sözü - 14/09/2020
.
Özün Sözü - 14/09/2020
.
Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince - 07/09/2020
Fikret Kızılok, 90 lı yıllarda “Pişşt Barmen” adlı bir şarkıyla Zülfü Livaneli ye ve Ahmet Kaya’ya çatmıştı.
Zafere Dair - 31/08/2020
.
Gaz ve Gaza Gelme Meselesi - 24/08/2020
.
Cennetin Anahtarı mı? Cehennemin Anahtarı mı? - 20/07/2020
.Dini bütün geçinen bir dostu Neyzen Tevfik’e sorar:
Dilenme Ve Gazap - 20/07/2020
Modern dünyada Müslümanlığınızın itibarı cebinizin şişkinliği oranında değer bulur. Ya da şöyle ifade edelim.
Köşe Yazıları
Bekir Fevzi YILDIRIM
AYDINLAR İHANETİ

Hasan Çınar
Soru: Vitir Vacib Namazında Kunut dualarının yerine bildiğim başka dua okusam namazım olur mu ?

Hüseyin Acarlar
Eğitimin Ulularına(!)

Kurtuluş KILINÇ
Öğretmen Ve İmamları Eleştirmekte Ne Kadar Haklıyız?

Mahmut ERASLAN
Adana Valisi Süleyman Elban'a Sivil Çağrı

Talip Koktaş
Krizden fırsat değil, fırsatçı doğdu!

Deklanşör Remzi -Yıldırım
Birlik Beraberlik Deniyor, Aksini Yapanlar Kahrediyor ..!

Abdulaziz KIRANŞAL
Böyle bir zamanda imtihana hazır mısınız?

Abdurrahman Dilipak
Biz bu kafayla!..

Ahmet TAŞGETİREN(KONUK YAZAR)
Allah Korusun!

Faruk Beşer
Bir 28 Şubat saldırısının muhatabı olmak

Yusuf Kaplan(KONUK YAZAR)
Yüreğim yanıyor ...

Hayrettin Karaman(Konuk Yazar)
Sayın Başkanım (Mürsî)

Fatma KIZILTAŞ
Vandalizme son vermeyen Beyaz adamların Siyah gözyaşı !

Osman Palamut
Vatan ve Millet aşkı

Dr.M.Zeki UYANIK
Ayasofya ve 15 Temmuz…

Nurettin AYDIN
Medeniyetler Çatışması “Müslümanlar ve Batı”

Sait Özdemir
Mutluluk için hayırlı bir kul olabilmek

İdris POLAT
İdris Polat: Oku! Kalk ve Uyar!İ

Muhammet Tunç
Yeni Yılın Nefis Muhasebesi

Battal Aslan
KUL HAKKI..TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI..NE OLA Kİ..!!

Muhammet YILDIRIM
“Babam Seyrediyor !”

Adnan Kalkan
Eğitimci Yazar Uzman Sosyolog Adnan Kalkan: Karma Eğitim Adaletsizliktir, Nesli Öğütüyor...

Mehmet Ergin
Zihinsel Tipoloji Analizi ile Öğrenciler, Zihin Yapılarına En Uygun Meslekleri Seçiyorlar…

Recep Gündoğan
Erzin’de yaşanan polis şiddeti üzerine…

Vedat KAHYALAR
Peygamberimize Şikayet Mektubumdur.

Erdoğan Akın
Üşüyorsak Sebebi Var

Hasan DEMİR
#Yenizelanda #(Newzealand)

Abdullah Sevim Kulfani
Müminlerin Şiarı Adalet Olmalı…

Yavuz Topaloğlu
TAHRİF'İN TARİHİ ve EHL-İ SÜNNET HOCA KRİTERLERİ

Mehmet Özler
NE “MİLİTARİST” Mİ ?

Mustafa Tekin KAYTANCI
Gerçek Dost ,Gerçek Arkadaş