www.adanagundemi.com, buyuksaat, buyuksaatgazetesi,
    Hüseyin ACARLAR
    huseyinacarlar@hotmail.com
    Zafere Dair
    31/08/2020

    Bugün, İfşa ve ispat konusunda Türk hukukunun Kıta Avrupası hukuk ilkelerini, İngiliz hukukunun ise Anglo Sakson hukuk ilkelerini takip ettiği erbabınca malumdur.

    İngiliz ürünü demokrasi anlayışı, İngiliz ürünü akademi, İngiliz ürünü eşya telakkisine rağmen hukuk sistemimiz, roma kökenli kıta Avrupa hukukunun sorgulayıcı sistemini tercih eder. Bir şartla! Ancak ve kat’a sorgulanmayacak olan dört başı mamur siyaset(!) ve vesayet ürünü din anlayışıdır(!). Bu, bir zamanların dolar baronu Henry Ford’un “siyah olmak kaydıyla istediğiniz otomobili seçebilirsiniz” özgürlük anlayışı gibi bizdeki din ve siyaset tercihindeki rasyonaliteye de tekabül eder.

    Vesayete dayalı din ve vesayete tutamak siyaset biçimi aynı çapraza oturur. İkisinde de emredici, sorgulanamaz üslup aynıdır. İlahiyatta; “Siz anlayamazsınız! Falanca uçan şeyhten, feşmekan derin hoca efendiden ya da gününü hizmetle geçiren cemaatten daha iyi mi bileceksin kardeşim?”, siyasette; “ Parti ulularından, iktidar erkinden ya da devletten iyi mi bileceksin kardeşim” söylemi gibi teoloji ve siyasette aracılar, adına konuştuklarından daha keskin ve daha otoriterdirler.

    Müridan ya da reel politik uşağı aracılar “neden ve niçin” soruları gibi sorgulayıcı soruların önü keserek bir çeşit dokunulmazlık ihdas ederler. Fetönün devlet, devletin fetö gibi dini alana müdahale tarzındaki geçişkenligin yakın tarihimizin trajedisi olarak durma nedeni ikisi arasındaki bu vesayetsel kan bağından başka bir şey değil. Burada hukuk üstünlüğü, üstünlerin hukukunu gözetir. Retroaktif hukuk açısından çelişkiyi geriden alarak siyaset hakkında konuşabilir duruma geliriz.

    Osmanlı devletinin klasik döneminin kalpgâhı olan Topkapı sarayının Bab-ı Hümayun kapısının üstünde, ‘Ya Valiyete Külli Mazlum’ yani ‘bütün mazlumların velisi-koruyucusu’ yazar. Cumhuriyetin kalpgâhı olan Büyük Millet Meclisinde ise ‘hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ Levhası asılıdır. Bu ifadeler, Devletin siyasal olarak durduğu yeri, hukuk normu olarak ifade eder.

    Bu aforizma, hukukun mazlumun hakkını koruyan kamusal vicdana dayandığı ve yaklaştığı oranda adaletin tesis edilebileceğini zımnen ifade eder. Ömer’i(ra) adil yapan budur.

    Siyaseti onurlu yapan şey adalettir. Selefin dünyasında din-siyaset şeklinde bir ayrım sosyo-ontolojik açıdan imkânsızdı. Modern hukuk bundan beri olmamasına karşın bu tecrübeyi inkâr edemezken, icrada imkânsız hale getirdiği için adalet tesisi güçleşiyor.

    Hukuku oluşturan kaynakların temelinde dinin olduğunu tüm hukukçular kabul eder. Yine bütün hukukçular, “örfü” bir hukuk dayanağı olarak görür. Örfün ortaya çıkışı da dindir nihayetinde. Siyaset, bu ikisine dayalı olarak ortaya çıkar. Bütün bu tarihsel süreci görünmezlik üzerinden bina ederek yok saymak köksüzlük olduğu kadar sorunları da içinden çıkılmaz hale sokuyor.

    Kökü mazide kalan Ati olarak, ecdadının zaferiyle mağrur olurken, ahfasıyla mahcup, talihiyle mağdur, kıblesini tayinde mahcur, karamela hukuku ile siyasette sürur... Bu ne yaman çelişkidir?

    Devlet siyaseti, reel politik rüyaların kâbus olabildiği alandan sefine-i Nuh inşa ederek milletini hukuk zemininde korur. Bunu yenilendiği oranda başarır. Değiştiğinde ise içten çürür. Değişim, siyasette büyülü bir sözcük olarak kitleleri çekmede mahir olsa da pekte matah bir durumu ifade etmez. Değişim söylemi çözümsüzlüğün işaretidir. Yenilmemek için yenilenmek doğru stratejidir.

    Bizim kadim hukuk ve siyasal örfümüzde din ü devlet, mülk ü millet demektir. 751 Talas Savaşı sonrasında tüm devlet tezahürlerinin temel harcı Müslümanlıktı. Kimilerinin istila ettiği, kimlerinin işgale yeltendiği bu topraklar, Hz Ömer’in 634 – 644 yılları arasındaki - Diyarbakır Şanlıurfa, Kozan, Tarsus gibi yerler dâhil- fetihleriyle karakter kazandı. Kutlu lider Alparslan Malazgirt’te (kürtçe melezgırt/savaştık ve aldık) otağını kurduğunda ordusunun çoğunluğu Anadolu’da onu bekleyen Müslüman Kürtlerden oluşmuştu. Alparslan'ın askerlerine “ğülam” (Kürtçe asker/köle) denilmesinin nedeni budur. Buradan bir aç kapa parantez yapalım. Bugün bir Kürt anneye çocuklarının hal hatırını sorun. Vereceği cevap aynıdır; “ Zârok ğülamı tebe rındîn (çocuklar askerin köle olsun iyidirler)” Bu örf Malazgirt hukukuna dayanır.

    Bu coğrafyadaki Kürtlerin başına gelenler yüzyıl önce İstiklal Harbi sonrası İngiliz vesayetine ve tekliflerine itiraz ettikleri günden beridir talihleriyle küs olarak onlarca yıldır devam etti. Bütün suçları yeni kurulan Devlete olan bağlıklarıydı.

    İngiliz siyaset marifetiyle TBMM de tartışmaya açılan Kürdistan coğrafi bölge için ayrı bir yönetim şekline itiraz bizatihi yüksek perdeden dönemin bölge milletvekillerinden gelir. “biz bu milletin asıl unsurlarıyız. Azınlık değiliz ve bizim bir devletimiz var” bu cümlelerin kaynağı için TBMM konuşma tutanaklarına bakabilirsiniz. O günden sonra coğrafyamızda gözyaşı, kan, barut kokusu eksik olmadı.

    Bu devletin kaderini çizecek olan kıta hukuk veya Anglo Sakson hukuk olmamalı. Bu kaderi devlete dört unsur birden dayatıyor: Tarih ve onun zorladığı Ütopya, Bu toprakların sosyolojisi ve jeopolitika.

    Herkesi eşitçilik üzerine hizaya sokan batı (l) hukukuna verilecek cevap Mir Dengir Fırat’ın dedesi Bedo Ağa’nın İngilizlerin altın tekliflerine verdiği cevap kadar net olmalı; “söyleyin bu mösyölere onlara bırakılacak bir karış toprağımız yok!”

    Ve şu şuurdur devleti ebedi müddet yapan; Bu topraklarda insanlar eşit değil, daha ötede bu coğrafyada yaşayanları Ömer(ra) kardeş yaptı. Kardeş, eşitlikten üstündür. Kardeşin hukukunu kardeşi koruduğu oranda bin Malazgirt’ten bin Sakarya meydan muharebesinden galip çıkacak olan biziz. Ve zafer için vesayet zihniyetten ve kurtarıcılarımzdan kurtulmak azad olmak demektir. Azad olan azad eder!

    “(Ey mü'minler), gevşemeyin, mahzun olmayın, Siz eğer (gerçekten) mü'min iseniz (düşmanlarınıza galip ve onlardan) çok üstünsünüzdür.” (Ali İmran ;139)



    78 kez okundu. Yazarlar

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

    Yazarın diğer yazıları

    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır - 21/11/2020
    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır
    Siyasi Parti teşkilatları Yada saatleri ayarlama enstitüsü - 02/11/2020
    .
    Bir Yol Hikayesi - 30/10/2020
    .
    Bir Temaşadan Kalan - 18/10/2020
    .
    Uyanış Selçuklu Dizi eleştirisi ve Bâtınîlik. - 30/09/2020
    ,
    Eğitim Ama Nasıl? - 28/09/2020
    .
    Eğitimin Ulularına(!) - 16/09/2020
    .
    Özün Sözü - 14/09/2020
    .
    Özün Sözü - 14/09/2020
    .
     Devamı
    Köşe Yazıları
    Bekir Fevzi YILDIRIM
    DEVA İÇİN İYİ BİR BAŞLANGIÇ..

    Deklanşör Remzi -Yıldırım
    HAYAT PAHALI GELİR DÜŞÜK

    Hasan Çınar
    Bahçeden aldığımız portakal, mandalina vb. mahsülün zekatını vermemiz gerekir mi?

    Hüseyin ACARLAR
    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır

    Kurtuluş KILINÇ
    SEYHAN ÇELİK NEDEN GİTTİ?

    Orhan Göktaş
    GELECEĞİN ÖĞRETMENİ

    Ramazan YÜKSEL
    Dağlara Buğdaylar Serpin!

    Talip Koktaş
    Krizden fırsat değil, fırsatçı doğdu!

    Vedat KAHYALAR
    TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ÜSTÜNLÜĞÜ ÖNEMSENMİYOR MU?

    Mahmut ERASLAN
    Adana Valisi Süleyman Elban'a Sivil Çağrı

    Abdulaziz KIRANŞAL
    Çocuklarınızla imtihan edilmeye hazır mısınız?

    Abdurrahman Dilipak
    Biz bu kafayla!..

    Ahmet TAŞGETİREN(KONUK YAZAR)
    Allah Korusun!

    Yusuf Kaplan(KONUK YAZAR)
    Yüreğim yanıyor ...

    Hayrettin Karaman(Konuk Yazar)
    Sayın Başkanım (Mürsî)

    Osman Palamut
    Vatan ve Millet aşkı

    Dr.M.Zeki UYANIK
    İnanmak, Yaşamak ve Örnek olmak Sorumluluğu…

    Nurettin AYDIN
    Medeniyetler Çatışması “Müslümanlar ve Batı”

    Sait Özdemir
    Yapacağınız şeyi söyleyin söylediğiniz şeyi de yapın

    İdris POLAT
    İdris Polat: Oku! Kalk ve Uyar!İ

    Battal Aslan
    KUL HAKKI..TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI..NE OLA Kİ..!!

    Muhammet YILDIRIM
    “Babam Seyrediyor !”

    Adnan Kalkan
    Eğitimci Yazar Uzman Sosyolog Adnan Kalkan: Karma Eğitim Adaletsizliktir, Nesli Öğütüyor...

    Mehmet Ergin
    Zihinsel Tipoloji Analizi ile Öğrenciler, Zihin Yapılarına En Uygun Meslekleri Seçiyorlar…

    Recep Gündoğan
    ÇAKICI'NIN TEHDİT MEKTUBU ESKİ NORMALE DÖNÜŞÜN HABERCİSİ Mİ?

    Abdullah Sevim Kulfani
    Müminlerin Şiarı Adalet Olmalı…

    Yavuz Topaloğlu
    KARACABEY TARIM İŞLETMESİNİN 700 YAŞINDA OLUŞU ve GIDA STRATEJİMİZ

    Mehmet Özler
    NE “MİLİTARİST” Mİ ?