www.adanagundemi.com, buyuksaat, buyuksaatgazetesi,
    Hüseyin ACARLAR
    huseyinacarlar@hotmail.com
    Uyanış Selçuklu Dizi eleştirisi ve Bâtınîlik.
    30/09/2020
    Sükuti Mete Han yazisi.      Uyanış Selçuklu Dizi eleştirisi ve Bâtınîlik.                                                   
    Uyanış Selçuklu dizisi ilk bölümüyle Pazartesi gecesi ekrana geldi. 
    Geçmiş tarih referans alınarak kurgulanmış bir diziyi daha ilk bölümde eleştirmek şık görünmese de ilk bölümle tüm sermayenin harcandığını izlemek beni bu yazıyı kaleme almaya mecbur kıldı. Hoş görüle.
    Sinema açısından; geçmişe flashback yöntemiyle klasik anlatının dışına çıkma sahneleri, izleyiciye merak ve heyecan kattı. Ancak tek bölümle karakterlerin bütün gizemi de yok edilmemeliydi. Sanat tarafını törpülese de green boxın suyunu çıkara çıkara- 300 Spartalı filmi gibi-  çekilmiş aksiyon sahneleri için emek verildiği de ortada.
    Halihazırdaki dizlerin kalite standardının da üstünde.
    Eyvallah...
    Sırtında bağlamasıyla (!) çölde yürüyen Hz Ali veya “Babam ey hazreti(!) Ebubekir” veya İmam Ebu Hanife’nin içtihadı ile nikâh kıyan (!) Hz Ömer diyaloglu Yeşilçam senaryo saçmalığı da yok. 
    En azından öne çıkan bu yönleri ile bile tebriki hak eden bir dizi.
    Dizi müziklerini yapan Gökhan Kırdar’ın hangi saikle yine müziklerini yaptığı Kurtlar Vadisi’nin alt yapısını kullandığını bilmiyorum. Ama bence “cendere” Kurtlar Vadisiyle kalmalıydı. Ve böylesi bir prodüksiyon için daha orijinal müzikler üretmesi gerekirdi.  Gökhan Kırdar’ın bunu en iyi yapan üç beş müzisyenden birisi olduğunu düşünüyorum.
    Gelgelelim beni düşündüren ve ilgilendiren ele alınan dönem açısından da oldukça önemli bulduğum senaryo tarafına.
    Tarihi olaylardan bilimsel açıdan çokta haberdar olmayan insanımızın zaafı üzerinden garip ve anlaşılmaz bir biçimde Vakanüvisçülüğe soyunmak büyük vebaldir. “Canım altı üstü bir dizi ve kurgu nihayetinde” mazereti kabahati kotarmaz.
    Niye mi? Çünkü;
    Büyük Selçuklu Devletinin anlatıldığı bir dizi de Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucusu ve ilk sultanı Selçuk Bey’in torunu Rükneddîn Ebû Talîb Muhammed Tuğrul Beyi es geçmek, kardeşi Çağrı Bey’den bahsetmemek Selçuklunun dinamiklerini bilmemekle eşdeğerdir. Ve bugün için İslam Dünyasının düşünsel açıdan Ortadoğu haritası Tuğrul Bey dönemi bilinmeden anlaşılmaz.
    Senaryoda Tuğrul Bey eksik olduğu kadar kardeşi Çağrı Bey’de yok. İlk bölümün Çağrı Bey’in oğlu, Malazgirt Fatihi Alparslan'ın ölüm savaşıyla başlatılması, Melikşah dönemi üzerinden hikâye kurgusunun düşünüldüğü anlaşılıyor. İyi de Melikşah vefat ettiğinde altı yaşında olan oğlu Ahmet Sencer’le olan diyaloglar; tarihsel diziden çok aksiyon hedefli, ideolojik kaygılarla ve sahicilikten oldukça uzak bir hava vermiş olmuyor mu? Hele hele dizide Sencer Beyi eğitenin Nizamülmülk olması komik kaçmıyor mu? Sencer Bey’in doğumu 1086. Melikşah ve Nizamülmülk’ün ölüm tarihleri 1092! Yani Sencer Bey 6 yaşında iken Melikşah ve Nizamülmülk hayatta değiller artık.
    Acilen Selçuklu tarihi uzmanı tarihçiler ve ilahiyatçılardan danışmanlık hizmeti alınmalı. Tarihçi tamam da ilahiyatçıya niye ihtiyaç var denilebilir? İşin o tarafı daha vahim.  Niyesi şu;
    Dönemin sultan olmasa da en önemli adamı olan Nizamülmülk’ü anlatabilmek için Alpaslan dönemine gitmeniz gerek. Çağrı Bey’in oğlu Alpaslan’a babası gibi görmesini vasiyet ettiği Kuşeyri’nin talebesi hafız Nizamülmülk gibi bir âlim ve siyasi deha için çizilen portrede ilmi yön neredeyse yok görülmüş. Bu ciddi hatadır.
    Nizamülmülk, Bağdat merkezli Nizamiye medreselerini kurmaya Sultan Alpaslan döneminde başladı. Bu medreseler, İslam dünyasının her tarafında İslami düşüncenin merkezi eğitim kurumları oldular.  İmam Gazali, bizzat Nizamülmülk tarafından müderris olarak atandı. Nizamülmülk, selefi Kündürî’nin aksine mezhep çatışmalarını ortadan kaldırmak amacıyla Eş‘arîler’i ve Şâfiîler’i takip siyasetine son vererek bu politika yüzünden ülkelerini terk eden Abdülkerîm el-Kuşeyrî ve Ebü’l-Meâlî İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî gibi âlimlerin ülkelerine dönmesini sağlamıştı. Umarım diğer bölümlerde bu hata flashbackle telafi edilir.
    Dizide dönemin doğası gereği Bâtınîlik ele alınıyor. Hasan Sabbah karakterinin (Gürkan Uygun) ulu orta basit bir ajan gibi gezdirilmesi tarihsel hatadır. Hasan Sabbah üzerine ciddi okumalar yapılsaydı senaryo farklı şekillenecek en azından tarihsel rolle daha uyumlu olacaktı..
    Bugün Masonluğun, tapınakçılığın köklerini bulduğu Batınilik, ilahiyat ve tarihi bilgiler ışığında anlaşılabilir. Dizi senaristlerinin sorumluluk yükü bu yönüyle büyük.
    Bugün FETÖ ve benzerlerinin yapılanma modeli olan Bâtınîlik, ürettiği ahlak modeli ile baş belası olmaya devam ediyor.  
    Geçmişte Bâtınîler Irak, Bahreyn, Şam, Mısır, Hindistan, Horasan, İran, Türkistan ve diğer İslâm beldelerinde değişik adlarla anılmışlardır. Ca‘fer es-Sâdık’tan sonra imâmetin oğlu İsmâil’e geçtiğini savundukları için İsmâiliyye, âlem ve imâmet anlayışlarında yedili bir sistemi benimsediklerinden Seb‘iyye, hakikatin ancak gizli bir imamın tâlimiyle öğrenilebileceğini öne sürdüklerinden Ta‘lîmiyye, dinin haram kıldığı hususları helâl saydıklarından İbâhiyye, mal ve kadında ortaklığı câiz gören Mazdek ile Bâbek’e uyduklarından Mazdekiyye ve Bâbekiyye, İslâm akaidine aykırı ulûhiyyet telakkilerini benimsediklerinden Zenâdıka, âlemin yaratılışını ve âhiret hayatını inkâr ettiklerinden Melâhide, Hamdân Karmat (Kırmıt), Nâsır-ı Hüsrev, İbn Nusayr, Anuş Tegin ed-Derezî ve Hasan Sabbâh gibi liderlere bağlı olduklarından Karâmita, Nâsıriyye, Nusayriyye, Dürziyye ve Sabbâhiyye, Bâbek zamanında kırmızı elbise giydiklerinden Muhammire, Rey şehrinin Hürrem bölgesinde bulunduklarından dolayı da Hürremiyye diye adlandırılmışlardır.
    Bâtıniyye’nin ortaya çıkışını hazırlayan fikrî hareketin kaynağını mutedil bazı Şiî yazarların da kabul ettiği üzere yahudi asıllı münafık Abdullah b. Sebe’nin ortaya attığı aşırı görüşler oluşturur. İbn Hazm, kendi devrine kadar gelen Bâtınîler’in fikir babası olarak Hz. Ali’yi ilâhlaştıran Abdullah b. Sebe’yi gösterir (el-Faṣl, I, 326). Taberî’nin bir rivayetinde, “Sana Kur’an’ı farz kılan Allah muhakkak ki seni vaad edilen yere döndürecektir” (el-Kasas 28/85) meâlindeki ayete Hz. Muhammed(sas)’in ölmediği ve bir gün mutlaka döneceği (rec‘at) anlamını vererek Kur’an’ın bâtınî tarzda ilk defa Abdullah b. Sebe tarafından te’vil edildiği görüşüne yer verilmesi (Târîḫ, IV, 340), İbn Hazm’ın tespitini doğrulayıcı mahiyettedir.
    Genelde Abbâsî halifelerinden Me’mûn devrinde başlayıp Mu‘tasım-Billâh zamanında yayıldığı ve Selçuklular dönemine kadar sürdüğü kabul edilen Bâtıniyye hareketi, Dımaşk civarında bulunan Selemiye’de (Selemye) Abdullah b. Meymûn el-Kaddâh; Basra’da Hamdân Karmat ve Abdân; Kûfe’de Muhammed b. Zekeriyyâ; Bahreyn’de İbn Ebû Zekeriyyâ, Ebû Saîd el-Cennâbî ve oğlu Ebû Tâhir; Yemen’de Ali b. Fazl, İbn Havşeb; Cürcân’da Ebû Ali ed-Deylemî; Horasan’da Mukanna‘ ve Hüseyin b. Ali el-Mervezî; Sicistan’da Muhammed b. Ahmed en-Nesefî; İran’da Me’mûn b. Eş‘as, Hasan Sabbâh; Mısır’da Ubeydullah el-Mehdî; Mağrib’de Ebû Abdullah eş-Şiî ve daha pek çok Bâtınî-İsmâilî şahsiyetlerce yürütüldü. Üç asır boyunca İslâm dünyasında huzursuzluk fitne  ve anarşi kaynağı olan Bâtıniyye dâîleri başta Selçuklu Veziri Nizâmülmülk olmak üzere birçok devlet adamı ile âlimi şehit ettiler. Büyük Selçuklu sultanlarının azimli mücadeleleri sonunda İsmâiliyye’nin gölgesi altında faaliyetlerini sürdüren Bâtıniyye , İsmâilîler’ce kurulan çeşitli devletlerin yıkılmasından sonra İslâm dünyasında daha çok İslâm akaidine muhalif inançlar ileri sürerek varlıklarını günümüze kadar devam ettirdi. Bugün Suriye ve Lübnan’da olduğu gibi Nusayriyye ile Dürziyye yanında Bâbiyye, Bahâiyye, Kādiyâniyye gibi fırkaların da kökü aynı yerde bitmişti.
    Günümüzü anlamlandırmanın yolu tarihe bakmakla anlaşılabilir. Tarihi diziler, dönemin fikirsel haritası ışığında  senaryolaştırıldığında anlamlı olur. Zira bazen bir film, artık film olmanın ötesinde bir etki alanına sahip olabiliyor.


    207 kez okundu. Yazarlar

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

    Yazarın diğer yazıları

    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır - 21/11/2020
    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır
    Siyasi Parti teşkilatları Yada saatleri ayarlama enstitüsü - 02/11/2020
    .
    Bir Yol Hikayesi - 30/10/2020
    .
    Bir Temaşadan Kalan - 18/10/2020
    .
    Eğitim Ama Nasıl? - 28/09/2020
    .
    Eğitimin Ulularına(!) - 16/09/2020
    .
    Özün Sözü - 14/09/2020
    .
    Özün Sözü - 14/09/2020
    .
    Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince - 07/09/2020
    Fikret Kızılok, 90 lı yıllarda “Pişşt Barmen” adlı bir şarkıyla Zülfü Livaneli ye ve Ahmet Kaya’ya çatmıştı.
     Devamı
    Köşe Yazıları
    Bekir Fevzi YILDIRIM
    DEVA İÇİN İYİ BİR BAŞLANGIÇ..

    Deklanşör Remzi -Yıldırım
    HAYAT PAHALI GELİR DÜŞÜK

    Hasan Çınar
    Bahçeden aldığımız portakal, mandalina vb. mahsülün zekatını vermemiz gerekir mi?

    Hüseyin ACARLAR
    ALLAH tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır

    Kurtuluş KILINÇ
    SEYHAN ÇELİK NEDEN GİTTİ?

    Orhan Göktaş
    GELECEĞİN ÖĞRETMENİ

    Ramazan YÜKSEL
    Dağlara Buğdaylar Serpin!

    Talip Koktaş
    Krizden fırsat değil, fırsatçı doğdu!

    Vedat KAHYALAR
    TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ÜSTÜNLÜĞÜ ÖNEMSENMİYOR MU?

    Mahmut ERASLAN
    Adana Valisi Süleyman Elban'a Sivil Çağrı

    Abdulaziz KIRANŞAL
    Çocuklarınızla imtihan edilmeye hazır mısınız?

    Abdurrahman Dilipak
    Biz bu kafayla!..

    Ahmet TAŞGETİREN(KONUK YAZAR)
    Allah Korusun!

    Yusuf Kaplan(KONUK YAZAR)
    Yüreğim yanıyor ...

    Hayrettin Karaman(Konuk Yazar)
    Sayın Başkanım (Mürsî)

    Osman Palamut
    Vatan ve Millet aşkı

    Dr.M.Zeki UYANIK
    İnanmak, Yaşamak ve Örnek olmak Sorumluluğu…

    Nurettin AYDIN
    Medeniyetler Çatışması “Müslümanlar ve Batı”

    Sait Özdemir
    Yapacağınız şeyi söyleyin söylediğiniz şeyi de yapın

    İdris POLAT
    İdris Polat: Oku! Kalk ve Uyar!İ

    Battal Aslan
    KUL HAKKI..TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI..NE OLA Kİ..!!

    Muhammet YILDIRIM
    “Babam Seyrediyor !”

    Adnan Kalkan
    Eğitimci Yazar Uzman Sosyolog Adnan Kalkan: Karma Eğitim Adaletsizliktir, Nesli Öğütüyor...

    Mehmet Ergin
    Zihinsel Tipoloji Analizi ile Öğrenciler, Zihin Yapılarına En Uygun Meslekleri Seçiyorlar…

    Recep Gündoğan
    ÇAKICI'NIN TEHDİT MEKTUBU ESKİ NORMALE DÖNÜŞÜN HABERCİSİ Mİ?

    Abdullah Sevim Kulfani
    Müminlerin Şiarı Adalet Olmalı…

    Yavuz Topaloğlu
    KARACABEY TARIM İŞLETMESİNİN 700 YAŞINDA OLUŞU ve GIDA STRATEJİMİZ

    Mehmet Özler
    NE “MİLİTARİST” Mİ ?