Advertisement
Hüseyin ACARLAR
Yitik Dünya Zamanı
08/01/2021
Zaman elle tutulmaz, gözle görülmez, dokunulmaz, koklanmaz, duyulmaz ama zaman vardır ve yaşanır ve bilinir.
İbni Arabî, Fütûhât-ı Mekiyye’nin ikinci cildinin 380.sayfasında der ki;
“Hâsılını öğrenirsen kuşkusuz zaman gerçektir. O vehimlerle bilinir. Doğa gibi tesirdedir onun gücü. Zamanın ve doğanın dış varlığı ise yoktur. Şeyler onunla belirlenir. Onun ise kendisinde hükümranlığı olacak bir dış varlığı yoktur. Akıl suretini idrak etmekten acizdir. Bu nedenle şöyle der: ‘Dehr (zaman) mevhumdur (sanal)’. Tıpkı boşluk gibi.  Ucu olmayan bir uzam. Cisim olmayan bir şeyde kendisinde cisimleşme bulunma vehmiyle.

Geçmiş zamandaki, bu bilgiye bir virgül koyup ana dair (günümüze) başka bir yazardan söz açalım.

Felsefe Profesörü İhsan Oktay Anar'ın, “Puslu Kıtalar Atlası” adlı romanın esas karakteri “Uzun İhsan Efendi”dir. Dikkatten kaçmasın, yazar uzun boylu ve adı İhsan’dır. Esasında yazarın “Kitab-ül Hiyel “ve” Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri” eserlerinde de ortaya çıkan bu karakterle romanlarında kendisine yer verip hayata dair sorunları deşen bir tip olması romanları ilginç kılan bir özelliktir. Bu kitaplardaki hikâyelerin akışında Uzun İhsan Efendi hayalet gibidir. Ortalıkta her zaman görünmez. Kah vardır kah yoktur. Puslu Kıtalar Atlasında, Uzun İhsan Efendi Rendekar dediği René Descartes (Dekart) kafayı takmıştır.

Uzun İhsan Efendi, bir garip pîri fânîdir. En önemli özelliği, sadece uyuyarak hakikati keşfedebileceğine dair inançlı duruşudur. Uyudukça uyur. Gizemli diyarlara rüya âleminde yolculuk eder. Bu yolculuklar kendisini o kadar cezbeder ki her türden uyku ilacı onun biricik besin kaynağı haline gelir.

Bir dünya atlası hazırlamak gibi bir de hayali vardır; ancak bunun için her türlü zahmetli yolculuğu fuzuli görür. İşin yoksa gemilerle yolculuk yap, bin bir türlü maceraya katıl, savaşlar, sıkıntılar vs… Bunun yerine, daha hızlı, daha zahmetsiz ve daha gerçekçi yolculuklar yapmak gerekir. Yatağına rahatça uzanır ve ruhsal seyahatlere başlar.

O, bu haliyle, dünyadaki bütün kurguları yadsıyan nadide bir karakterdir. Sahip olduğu bu üstün bilinç sayesinde dünyadaki bütün dertlerden kurtulmuştur. Her nasılsa cebindeki parası hiç eksik olmaz. Hiç de sıkıntıya girmez.

Uyuyarak hakikati bulmaya çalışan bu adam, hakikati arayan pek çok bilge insanı da anlamaya çalışır. Bir gün Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım!” çıkarımına fena halde kafayı takar. Çünkü yaşadığı hayattaki gerçeklikle rüya âlemindeki gerçeklik arasındaki farkı anlamak onun için önemlidir. Zira o, gerçekliğin her türlüsüyle yalnızca zihinsel bağ kurabilmiştir. Kendi varlığını açıklaması yeterli olmayacaktır. Kendisinin dışındaki her şeyin varlığını açıklaması gerekir. Bu yüzden “Dünyadaki her şey benim zihnimde var. Olan her şey, ben nasıl düşünüyorsam öyle oluyor.” şeklinde bir çıkarım yapar. Yani kısaca “Varlar çünkü onları düşünüyorum.” der.

Artık hayatını, bu çıkarımı doğrulamak üzere yaşar Uzun İhsan Efendi. Gittiği her yerde düşüncelerini tüm benliğiyle hissederek paylaşsa da ortamların alay konusu olur. Doğal olarak kimse kendi varlığını bu sefil herifin düşüncesine bağlamak istemez.

Gelgelelim bu sır, hayata geçmeyi beklemektedir. Bu sebeple Puslu Kıtalar Atlası’nı hazırlar Uzun İhsan Efendi. Oğlu Bünyamin’i başkahraman yaptığı bu esrarengiz kitapta anlattıkları, bir bir hayat bulur. Bu atlas, oğlunun başı sıkıştığında kullandığı bir rehberdir artık. Ne yazılmışsa o oluverir.

Bu sır yüzünden Uzun İhsan Efendi’nin gözleri oyulur, kulakları sağır edilir. Buna rağmen, her şeyi görüyormuş ve duyuyormuş gibi hayatına devam eder. Zaten şu fani âlemde gözünü ve kulağını pek az kullanmıştır ya! Bu haliyle maceralara katılır. Denizciler arasında efsane olur. O, gerçek uyananlardandır artık ve tembellik mesleğinin ruhsal terakkisinin yegâne simgelerindendir.

Romanın arka kapağında şu satırlar yazılıdır:

Yeniçeriler kapıyı zorlarken, uzun ihsan efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu...

"rendekar doğru mu söylüyor? “Düşünüyorum, öyleyse varım”. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, var olmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar. Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, düşlediğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunu biliyorum. Böylece, o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın, beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum."

 

Kapı kırıldığında uzun ihsan efendi kitabı kapadı. Az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: "dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır."

Romanın çağrıştırdığı soruyu soralım. Rüya ve zaman akılla izah edilebilir mi?

Ashab-ı Kehf üç asır uyudu. Uyandıklarında çok az bir zaman uyuduklarını sanıyorlardı. Zaman kavramı şuurlarındakiyle aynı değildi.

Kur’an-Kerim,”sümme yümitüküm (sonra sizi öldürecek) sümme yühyiküm (sonra sizi diriltecek)” ifadesini kullanırken uyuma ve tekrar uyanmayı ölüme benzetir. Uyurken zaman devam ediyor. Ama uyuyan kendisi dışında akan zamanın şuurunda olmaz. Yine Kuranı Azimüşşan’dan öğreniyoruz ki asırlarca ölü olanlar, yeniden diriltildiklerinde kendilerinin çok az bir zaman önce öldüklerini sanacaklar.

19.y.yıl tarih felsefesi olarak geçmişte kaldı.

20. y. yıl dil felsefesi olarak tarihteki yerini aldı ve geride kaldı.

Molla Sadra, cevheri sebep, arazı sonuç görür. Sebep olarak cevheri, araz olarak sonuçları iyi okumak içinde zaman ve mekân tasavvuruna ehil olmak gerektir. Yeni bir kapının arefesinde modern bilimin teknik büyüsü marifetiyle sonuçları önemsediğimiz kadar sebepler ve mutlak hakikat üzerine daha az düşünmeye başladık. Uyuyoruz hemde ayakta . Hemde çok pis uyuyoruz.

Martin Heidegger, “Düşünmek Ne Demektir (Was He­isst Denken)?” adlı metinde “bilim düşünmez” derken bu­günkü bilimin kendisini düşünmemesinden hatta düşüneme­mesinden şikâyet eder. Heidegger, düşünmeyi bizzat bilimin selameti için gerekli görür.

Ve 21. yüzyılda insanoğlu tarihin en büyük değişiminin arefesinde. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyenler ekonomik oligarşiyle siyaset eve sosyolojide form değişikliğine uğramış yeni bir köleliğe zihinleri hazır hale getiriyorlar. Bugün insanlar gönüllü olarak kendilerini izole ederek, hapsederek. Bilinçli olduğuna inandığım “sosyal mesafe” kavramını yerleştire yerleştire yeni bir normallik adı altında şuursuzluğa insanlığı hazırlıyorlar. Bu değişim Uzun İhsan Efendi'nin tatlı rüyası değil, bir Babil uykusu bu. Babil geçmişte kaldı derseniz. Babil kaos demek! Ve Babil kulesi dediğimiz şeyin kadim zaman diliminde ikiz kule olarak bilindiğini hatırlatalım. 2001’de ABD’deki ikiz kulelerin yine yapıcıları tarafından yakılmasıyla başlayan süreç yirmi yıl sürdü. Yeni, yıkıcı bir zaman kırılması var.

Değerler ve düşüncelerimiz dâhil her şeyi dumura uğratılıyor. Evet, belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Çok hızlı ilerleyen ve sınır ötesi dijital dönem, her şeyi önüne katıp sürükleyecek. İnanılmaz gelişmeleri normal kabul etmeye başladığımız gün insanlık damarımız yırtılacak. Emareleri ortada. Ölümler bile sayısal veri olmanın ötesinde bir anlam içermez oldu. Bu dönem bilgilendirme çağı değil, bu bilgi sadece sayar. Bilgisayar ama bilgi yok. Kadim bilgilerden kopuk bir insanlık, yüz kırk karakterle konuşan mahlûklara evrildi önce.Uzun vadede emoji diliyle yazışan bir alfabe geliyor. Buna rağmen kibir kulelerinden inmeyen kendilerini allame-i cihan zanneden bir sürü etrafta cahil cühela dolaşıyor. Eski geleneksel dünyanın ideolojik kavramları, doktrinleri bir işe yaramayacak. Sadra şifa olmayan ikiyüzlü riyakârlık sadece yitik bir dünyanın habercisi. Hâsılı bu zaman iyi bir zaman değil biline. İbni Arabi’nin dediği doğruydu: Akıl suretini idrak etmekten acizdir.



31 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Aralık ve Salaklık - 21/12/2020
Bir şark klasiği Abdurrahman İbn Cevzi’nin “Ahmaklar ve Dalgınlar” diye tercüme edilmiş eseriydi kitap. Bu kitap hakkında ne dersin Dayı diye sordum. Başladı konuşmaya: Bilmem hatırlar mısın zamanın behrinde İzmir Dikili’de “Salaklar Derneği” diye
Poker Oynamak Adabı Erkândansa Kâğıt Çalmak Ahlaksızlık Olur mu? - 19/12/2020
Poker Oynamak Adab, Erkandansa Kagıt Calmak Ahlaksizlik Olur mu?
Dijital Dönem ve İlim - 07/12/2020
Dijital Dönem ve İlim
Biz Dünyadan Gider Olduk Kalanlara Selam Olsun - 05/12/2020
Biz Dünyadan Gider Olduk Kalanlara Selam Olsun
Piyasa Ekonomisi ve Kontrol Toplumu - 21/11/2020
Allah'tan Rol Çalmaya Kalkana Allah'’ın Va’di Haktır
Siyasi Parti teşkilatları Yada saatleri ayarlama enstitüsü - 02/11/2020
.
Bir Yol Hikayesi - 30/10/2020
.
Bir Temaşadan Kalan - 18/10/2020
.
Uyanış Selçuklu Dizi eleştirisi ve Bâtınîlik. - 30/09/2020
,
 Devamı
Köşe Yazıları
Hasan ÇINAR Adana İl Müftüsü
Merak Edilen Konular Hakkında Fetvalar

Bekir F. YILDIRIM
VERMEK.....

Vedat KAHYALAR
Ercüment ÖZKAN'ın Ardından..

Hüseyin ACARLAR
Yitik Dünya Zamanı

Orhan GÖKTAŞ
HIDIR ÜNVERDİ KARDEŞİMİN ARDINDAN

Dr. M. Zeki UYANIK
Musibetlerin ve Salgın Hastalıklarının Dini Boyutu

Ramazan YÜKSEL
Hayali Bile Cihanlar Değer! (9 Eylül 2009 Tarihli Makalem)

Adnan KALKAN
İnternet Bağımlılığını Önleme Yolları

Kurtuluş KILINÇ
İlk Ramazan Hatıram

Abdulaziz KIRANŞAL
Namazda Huşu İçin On Altın Kural

Doç. Dr. Necmettin ÇALIŞKAN
DAVA, AKSİYON VE İŞ ADAMI MERHUM SÜLEYMAN ÇALIŞKAN

Metin ÖZEL
KEŞKELERİM

Muhammet TUNÇ
Yeni Yılın Nefis Muhasebesi

Sait ÖZDEMİR
Odun Yanar Kül Olur, İnsan Yanar Kul Olur.

Mustafa BAYGIN
ABD’nin Derdi Ne Değil!

Recep GÜNDOĞAN
Gelecek partisini hedef alan saldırılar ve MHP'nin tavrı.

Battal ASLAN
VARMI..!!YOKMU..!!

Hayati KOCA
ÖMÜR DEDİĞİN

Turgay BAŞBOĞA
HAYAT BİR GEMİ, DÜNYA BİR LİMAN

Mahmut ERASLAN
Adana Valisi Süleyman Elban'a Sivil Çağrı

Talip KOKTAŞ
Her Şairin İstanbul’u Ayrı Güzeldir

Mehmet ULUĞTÜRKAN
Türkiye çok değerli bir sanayicisini kaybetti…

Mehmet ERGİN
Zihinsel Tipoloji Analizi ile Öğrenciler, Zihin Yapılarına En Uygun Meslekleri Seçiyorlar…

Osman PALAMUT
Vatan ve Millet aşkı

Ahmet TAŞGETİREN(KONUK YAZAR)
Saadet çantada keklik olur mu?

Yusuf KAPLAN (KONUK YAZAR)
Dijital Emperyalizm Çağı

Muhammet YILDIRIM
Güzel insanlar, Güzelliklere vesile olur.

Mehmet ÖZLER
NE “MİLİTARİST” Mİ ?

Abdullah Sevim KULFANİ
Müminlerin Şiarı Adalet Olmalı…

Abdulkadir KAÇAR
Gülümsemenin Büyük Sırrı!

İdris POLAT
İdris Polat: Oku! Kalk ve Uyar!İ

---