• https://www.facebook.com/AdanaBuyukSaatGazetesi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+90 552 241 03 21
  • https://twitter.com/BuyukSaatGazete
  • https://www.instagram.com/adanabuyuksaat/?hl=tr
  • https://www.youtube.com/channel/UC1nzYHN5kSbjEovGgI-AQjQ
Doç. Dr. Necmettin ÇALIŞKAN
DAVA, AKSİYON VE İŞ ADAMI MERHUM SÜLEYMAN ÇALIŞKAN
26/01/2021


I. GİRİŞ

Malumunuz büyükler küçükleri anlatırken öğüt verir gibi anlatırlar. Küçükler de büyükleri anlatırken, o kişinin hayatından, yaşantısından ve fikirlerinden ders almayı bir miras gibi anlatırlar.

İyi olmak ve iyilik yapmak çok önemlidir. İyi insanların iyiliklerini anlatmak, toplumda yaygınlaşmasını sağlamak daha da önemlidir. Bu iyi insanlara bir taltif değildir. Onların taltife ihtiyacı yoktur. Aksine iyiliklerin yayılması, onlardan ders alınmasını sağlama adına, gelecek nesillere güzel ahlak kazandırılması, iyi, güzel, doğru, faydalı ve adil olanı toplumumuzda yaşayanların takdir edilmesi hem insani hem de İslami görevimizdir.

Bu anlatım ise iyi insanlar adına da sadakayı cariyedir. Bu minvalde Merhum Süleyman Çalışkan kimdir işte tüm soruların cevabını aşağıda bulabilirsiniz.

II. ÖZGEÇMİŞ

Darende Gökyar Mahallesi Hacı Süleymanlar ailesinden Merhum Hamza Çalışkan’ın ikinci evladı Süleyman Çalışkan Darende doğumlu olup Adana’ya yerleşen ailelerdendir.

İlkokulu Adana Namık Kemal ilkokulunda bitirdi. Orta ve lise tahsilini ise Adana İmam hatip okulunda tamamladı.

Marmara Üniversitesi Yüksek İslam Enstitüsü ile İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirerek iki üniversite diplomalı olarak genç yaşta hayata atıldı.

İstanbul’daki öğrenimi sırasında (1969) Millî Nizam Partisi kurulması ile Kadıköy Gençlik Kolları Başkanlığı’nı üstlenerek siyasi hayatına İstanbul’da başladı.

 

Siyasi yaşamında Milli Selamet Partisi Adana Merkez İlçe Başkanlığı daha sonra Refah Partisi Adana İl Başkanlığı, Fazilet ve Saadet çizgisinde de Genel Merkez görevleri üstlendi.1989’da Refah Partisi Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı oldu.

28 Şubat döneminde Refah Partisi kapatılması davası çerçevesinde beş ay cezaevinde yatmıştır. İyi derece İngilizce ve Arapçanın yanı sıra orta derece Farsça bilirdi.

Eğitim sonrası iki yıl Gaziantep İslâhiye Lisesinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve İngilizce öğretmenliği yaptı.

 

Öğretmenliğin ardından bir süre proje mühendisi olarak çalıştı. Daha sonra 1979 yılında Karaman yem fabrikası bayiliğiyle, (Akyem) adıyla ticarete başladı. Zamanla tavukçuluk mesleğine atılarak Beyza Piliç markası ile isim ve ürünlerini yaygınlaştırdı.

Darende eşrafından Hafız H. Hüseyin Kihtır’ın damadı olan Süleyman Çalışkan 29 Aralık 2020 Salı günü ebedi aleme irtihal eyledi.

III. ŞAHSİYETİ

Siyasi hayatında istikrarlı ve idealist çizgi sürdüren Çalışkan, merhum Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yakın çalışma arkadaşları arasında yer almıştır.

Tavizsiz duruşu istikrarlı çizgisi ve sosyal faaliyetleriyle ünlenmiş bir şahsiyetti. Hayatı büyük mücadele içinde geçti. Aslında kendisi inşaat mühendisi ve iş adamı olmasına rağmen hep dava adamı kimliği ön plana çıktı.

Pek çok kendi şahsına münhasır hassasiyetleri vardı. Örneğin, kıyafette ciddiyet vazgeçilmezlerinden biriydi. Hayatında son dönemi hariç takım elbise giymeden evden çıkmamıştır.

Bununla beraber “dil” hassasiyeti vardı. Örneğin, “kuzen, ofis” gibi yabancı kökenli kelimelere karşı mutlaka “öz Türkçe” kelimelerin kullanılmasını isterdi.

Eğitimde milli ve manevi değerlere bağlı gençlerin yetişmesine önem verir, bu konuda İmam Hatip Liselerini önemserdi.

İmam Hatip Lisesindeki MHP’li bir öğretmeniyle daha sonraki devirlerde karşılaştıklarında şaka-ciddi karışık, “Hocam ben senin sayende Milli Selametçi oldum.” Hoca da, “Nasıl? Ben öyle bir günah işlemedim.” dediğinde, “Hocam, sen bize ‘İslam, hayat nizamıdır.’ diye öğrettin. Milli Selamet'in hedefi de İslam'ın hayata hâkim olmasıydı. Bundan dolayı ben sayenizde selametçi oldum” demişti.

Öğrencilerin eğitimi zayıf olsa bile sadece imam hatip tabelasının altında okumasının onun psikolojisine etki yapacağını düşünür mutlaka çocukların imam hatibe gönderilmesini isterdi.

 

28 Şubat’ın yoğun yaşandığı dönemlerde gelir düzeyi yüksek ailelerin İmam Hatip Liseleri yerine kolejlere, özel okullara, fen liselerine çocuklarını gönderdiğini duyunca derdi ki; “İmam Hatipleri 28 Şubatçılar değil, biz kendi elimizle kapatıyoruz”.

“İbadetine düşkünlüğü” Özellikle namazda huşusu dünyada az insanda bulunacak düzeydeydi. Hatta hastalığı döneminde bile yataktan doğruluk ilaç içmeye takati olmadığı halde son namazını bile ayakta kıldı. Tadil-i erkan'a çok dikkat ederdi. Örneğin öğle namazını camide kıldığında, cemaat tespih çekmiş, duayı yapmış camiden çıkarken o ancak son oturuşta / Ettehiyyatü’de otururdu.

Hatta öyle ki onunla seyahat edenler eğer araya namaz girecekse ona göre namaz için ekstradan namaz vakti hesaplarlardı.

Vaktin boşa geçirilmesini hoş görmezdi. Hayatının vazgeçilmezlerinden biri de okumaktı. Sabah erkenden başlar, uyumadan önce mutlaka kitap okurdu.

Geleneksel değerlere önem verirdi. Geniş aileleri takdir eder, nüfusun çok olmasını arzu eder. Çocuğu az olanlara çocuk yapmayı tavsiye ederdi. Örneğin bir çocuğu olan aileye derdi ki, “İnsanlık soyunun devamı için en azından bir ailede dört çocuk olmalı, çocuğun halası, teyzesi, dayısı, amcası olmalı”.

Yemeğin yer sofrasında yenmesini tercih ederdi. Çünkü masada yemek yiyenler için “Camilerin arka saflarında gencecik 50'li 60'lı yaşlardaki adamların sandalyede, oturarak namaz kıldığını görüyorsunuz. Bunlar çağdaş hayatın sonucu hep oturmaya alıştıklarından, yere alışmadıklarından, oturamıyorlar” diyerek Mehmet Zahid Kotku Hazretleri'nden örnek vererek, “Yerde yemek yemek Müslümanlık alametidir” sözünü aktarırdı.

Sporla ilgili de “Her sistem çözümünü kendi için üretmiştir, namazı tadil-i erkan'la kıl, camiye yürüyerek git-gel, bu en iyi spordur.” diye düşünürdü.

Ehl-i zikirden dolayı, “Hataları da olsa, onlara dokunmak doğru değildir. Onların saf, temiz niyetleri hatalarını örter. Ehli zikire dokunan çarpılır.” derdi. Ehl-i ilme de saygı gösterirdi.

Ağzından çıkan cümlelerin hep kural olmasına dikkat ederdi. Herhangi bir şey, bir defaya mahsus yapılıyorsa, ‘Bu seferlik böyle olsun ama genelde bu böyledir.’ diye de ikaz etmeyi mutlaka ihmal etmezdi.

Fotoğraf çekilmekten pek hoşlanmazdı. Çünkü derdi ki; “İslam tarihinde pek çok sanat dalı gelişmiştir. Müslüman bilginler pek çok alanda uzmanlaşmış, şayet fotoğraf güzel bir şey olsaydı, mutlaka Peygamberimizin fotoğrafını yaparlardı. Daha sonra pek çok alimin fotoğrafı ortaya çıkardı.

Misafire özel önem verirdi. Gelen misafirlere yemek yedirilmesini ister, il dışından gelen misafirleri yatılı misafir ederdi. Ayrıca misafirlerin otelde yatırılmasını hoş karşılamazdı. “Çağdaş hayat kardeşliği ortadan kaldırdı, misafir mutlaka evde yatırılmalı” derdi. Misafirin lokantaya götürülmesini de hoş karşılamazdı. “Yemek evde hazırlanmalı, evde ikram edilmeli, çocuklar misafire alışmalı, misafir berekettir.” derdi.

En nefret ettiği tiplerin başında riyakâr, yapmacık hareketlerde bulunanlar gelirdi. “Sen yap, yoluna devam et, balık bilmezse Hâlık bilir” derdi. En tasvip ettiği insan tipi, ses çıkarmadan iş yapan, büyük iş başaran insanlardı. ‘Zaten sesi çok çıkanın başarısı azdır, o sesi ile bir şeyleri örtmeye çalışıyordur’ diye düşünürdü.

 

Fırsat buldukça muhataplarına davasını anlatırdı. Bazı insanların asla ikna olmayacağını bildiği halde yine de bazı gerçekleri anlatmayı kendine vazife görürdü. “Olsun bunları biz söyleyelim bugün inanmazsa da yarın bir gün bu söylediklerimizi anlar, aklında yer eder söyleyelim” derdi. En muarızlarına bile saatlerce -asla kabul etmeyeceği- fikirleri anlatmaktan hiç çekinmezdi.

Uyuşturan, insanı şuursuzlaştıran Müslümanlığın karşısındaydı. Kendisine kötülük yapanlara, işleri düştüğünde mutlaka özel ilgi gösterip iyilik yaparak yaptıkları yanlışı onlara gösterirdi. İntikamı iyilik yaparak olurdu.

 

Bekârlara evlenmeyi, düzenli hayat kurmayı çoluk çocuk sahibi olmaya öğütlerdi. Düğün davetiyesi aldığında damat adayı ihtiyacını karşılasın diye düğünden önce hediyesini götürür “belki yoğunluğum olur gelemem” diyerek gönül alırdı.

Hayatı boyunca kimsenin arkasından konuşmazdı. Söyleyeceklerini muhataplarını kırmadan incitmeden üsulunca söylerdi. Hiçbir konuşmayı boş görmezdi

Siyasi yöneticilik yaptığı dönemlerde bir anlaşmazlık çıktığında tepkileri hemen üzerine alır “Bunu ben yaptım sorumlusu benim” der, böylece başka kimselerin incinmesine müsaade etmezdi.

Geçmişte çektiği sıkıntıları hiç anlatmazdı. Yaşantısıyla modernizme ve kapitalizme tek başına savaş açmış, Adana’nın Erbakan'ı olarak anılan, faizci kapitalist sistemin çarklarının arasından düşmüş ve düştüğü çarklara, yaşantı, düşünce ve eylemleri ile başkaldırmış bir kişiydi.

Dava adamı olmayı tek başına yeterli görmez, bir insanın kendi ailesi yanında olmadıkça “Kadük” kalır diye düşünürdü. Nitekim etrafında etki ettiği evlatları yeğenleri de dâhil olmak üzere tümünün aktif olarak davanın içerisinde olmasına gayret gösterdi. İkinci ve üçüncü neslin tümünün de davaya sadakati önemli bir husus olarak görürdü.

Müslümanları un çuvalına benzetmesi yapardı. Bir insanın ‘sadece ben bir yere veriyorum’ deyip çekilmesi değil, her tarafa yardım yapması gerektiğini savunurdu. Derdi ki, “Müslümanlar un çuvalına benzer, falan cemaate gitsin, filan derneğe de gitsin, filan kuruma da gitsin yardım etsin. O gitmiş sen de git. Çünkü Müslümanlar un çuvalı gibidir, un çuvalını silkeledikçe un çıkar ama un çuvalını da delmemek gerekir, delersen çuval boşalır. Delinmesin ama silkelensin” derdi.

IV. KULLANDIĞI KLASİK SÖZLER:

Her insanın kişiliğini yansıtan ve kendini ifade eden terimler ve cümleler vardır. Merhum Süleyman Çalışkan’ında sık sık kullandığı bazı ifadeleri sunuyoruz:

 ‘’Allah Akıbetimizi hayr eylesin’’

 “Allah’ın dediği olur”

 “Aldatan olma, aldanan ol”

 “Kandırılan ol, kandıran olma”

 “Allah bilsin yeter, sen doğru olanı yap bırak”

 “İslam yaşanmak içindir, konuşmak için değil”

 “İslam hayat nizamıdır”

 “Husumet halinde iki tarafı da dinle”

 Gösterişle adam olunmaz.

 İşin hilesi dürüstlüktür

 Güven, güveni besler

V. İŞ HAYATI:

Faizsiz bankacılığa önem verirdi. Çok cüzi ödeme yapacağı yerlerde bile, “Çek yazın, gidip faizsiz finans kurumlarına ayağı alışsın. Zamanla faizsiz banka ile alışveriş eder” derdi. Bu konu, hayatındaki en çok hassasiyet gösterdiği konuların başında gelirdi diyebiliriz.

Sanayi alanında yerli üretime çok büyük önem verirdi. Aynı ürünü, daha pahalıya bile olsa eğer yerli üretme imkanı varsa, yerli sanayi gelişsin diyerek yerli üretim almayı tercih ederdi. Hatta bazen üreticinin üretmediği durumlarda bile, daha pahalıya mal olacaksa da yerli üretim olarak “biz üretelim” ya da “Biz bu adama destek verelim, onu üretsin, önü açılsın zamanla gelişir. Paramız Müslümana nasip olsun” derdi.

Ufku genişti, her zaman 5 yıllık proje ve hedefleri olurdu. Risk almayı severdi. Üretimde hedef olarak; “sen kaliteli, iyi mal üret korkma müşteri seni bulur” düşüncesindeydi.

Bazen çok büyük borcu olduğu halde çok küçük para isteyen birine mutlaka verirdi. Olsun bizim borcumuz 100 ise 102 oldu 100’ü bulduk 2’yide buluruz derdi. Gelen kimsenin boş çevrilmemesini sağlardı.

Aynı şekilde büyük borcu olduğu zamanlarda çok küçük destek vermek isteyenlere “ya bu bizim işimizi görmez” deyip reddedilmesini hoş karşılamaz belki bu bereketli bir paradır derdi.

 



193 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

VEFATININ YIL DÖNÜMÜNDE ERBAKANI AN(LA)MAK - 01/03/2021
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız vefatının yıl dönümünde “Yaşanabilir Türkiye” temasıyla yâd ediliyor. Her yıl farklı sloganların kullanılması güzel ve anlamlı oluyor.
MUHAMMED EMİN SARAÇ HOCA EFENDİ - 25/02/2021
Son devir ulemasından Muhammed Emin Saraç Hoca Efendi ahirete irtihal eyledi. Allah rahmet eylesin.
SİYASET, İSTİHBARAT VE TERÖR - 18/02/2021
Kahrolası terör yine can yaktı. Onlarca vatan evladı şehit düştü. Acı, yürekleri dağladı. Tüm Türkiye yasa boğuldu.
YERLİ ÜRETİM VE KAPİTALİZME DİRENİŞ - 11/02/2021
“Dava, Gönül ve İş İnsanı Merhum Süleyman Çalışkan” başlığıyla yayımlanan seri yazımızın son bölümünde iş hayatı ve çeşitli hassasiyetlerine ilişkin anekdotlara yer vereceğiz.
TEŞKİLATÇILIK VE DAVA ADAMLIĞI - 04/02/2021
Bir önceki yazımızda “Dava, Gönül ve İş İnsanı” başlığıyla giriş yaparak aktardığımız, merhum Süleyman Çalışkan’ın hayatıyla ilgili kesitlere ikinci bölümüyle devam ediyoruz.
DAVA, GÖNÜL VE İŞ İNSANI MERHUM SÜLEYMAN ÇALIŞKAN - 30/01/2021
Malumunuz büyükler küçükleri anlatırken öğüt verir gibi anlatırlar. Küçükler de büyükleri anlatırken, o kişinin hayatından, yaşantısından ve fikirlerinden ders almayı bir miras gibi kabul ederler.
“BAYRAK DEĞİŞİMİNDE” SIRADAKİ İSİM JOE BİDEN - 22/01/2021
ABD’de yeni başkan seçimi tamamlandı. 46. Amerikan Başkanı Joe Biden çalkantılı süreçten sonra en sonunda görevi devraldı.
Gaz Alan Değil; Bilgi Dolu İlkeleri Olan Bir Gazete - 16/01/2021
Okuyucusuyla bir bütün; Hatay’dan Hakkari’ye, Edirne’den Kars’a tüm okuyucularıyla aynı bakış açısı ve şuuruna sahip olan gazete.
REKTÖR ATAMASI VE DEĞİŞMEYEN TAVIRLAR - 07/01/2021
Ülkenin değişmez sorunları; pandemi, ekonomi, eğitim ve adalete ilaveten şimdi de Boğaziçi sorunu çıktı.
Vedat KAHYALAR
DOĞALGAZ SERÜVENİ VE ADANA

Hasan ÇINAR Adana İl Müftüsü
Merak Edilen Konular Hakkında Fetvalar

Bekir F. YILDIRIM
GENÇLİK NEREDE, BİZ NEREDEYİZ?

Hüseyin ACARLAR (Akit Gazetesi Misafir Kalem)
Üçleme Üzerine Derkenar

Orhan GÖKTAŞ
28 ŞUBAT KARARLARI VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN

Dr. M. Zeki UYANIK
Manevi İklim… Üç Aylar

Ramazan YÜKSEL
Hayali Bile Cihanlar Değer! (9 Eylül 2009 Tarihli Makalem)

Abdulaziz TANTİK
Muhafazakarlık, İktidar ve Düşünce…

Kurtuluş KILINÇ
100. YILINDA CUMHURİYET'İN BAŞINDA KİM OLACAK

Uzman Psikoterapist Adnan KALKAN
BAĞIMLILIK KRİTERLERİ VE DÖNGÜSÜ

Abdulaziz KIRANŞAL
Regaib Gecesi Fırsatlarını Kaçırmayalım!

Doç. Dr. Necmettin ÇALIŞKAN
VEFATININ YIL DÖNÜMÜNDE ERBAKANI AN(LA)MAK

Metin ÖZEL
DİNLEMEMENİN BEDELİNİ AĞIR ÖDÜYORUZ.

Muhammet TUNÇ
Yeni Yılın Nefis Muhasebesi

Sait ÖZDEMİR
Modernite; insanın kendi orijinalliğinden utanmasıdır.

Mustafa BAYGIN
Asimetrik Saldırılar Başladı, Hedef Türkiye!

Recep GÜNDOĞAN
Yol ayırmak mı? İtibar aramakmı?

Battal ASLAN
ŞAVAŞI DURDURAN DİN..!!

Hayati KOCA
ÖMÜR DEDİĞİN

Turgay BAŞBOĞA
28 Şubat süreci gerçekten bitti mi?

Mahmut ERASLAN
Adana Valisi Süleyman Elban'a Sivil Çağrı

Fazlı KORKMAZ
MUSA A.S'IN MİSYONU

Talip KOKTAŞ
Mikro Âlemden Makro Âleme

Mehmet ULUĞTÜRKAN
Türkiye çok değerli bir sanayicisini kaybetti…

Feyzullah AKDAĞ
KISACA MUTLULUK

Mehmet ERGİN
Zihinsel Tipoloji Analizi ile Öğrenciler, Zihin Yapılarına En Uygun Meslekleri Seçiyorlar…

Ahmet TAŞGETİREN(KONUK YAZAR)
Saadet çantada keklik olur mu?

Yusuf KAPLAN (KONUK YAZAR)
Dijital Emperyalizm Çağı

Muhammet YILDIRIM
Güzel insanlar, Güzelliklere vesile olur.

Mehmet ÖZLER
NE “MİLİTARİST” Mİ ?

Abdullah Sevim KULFANİ
Müminlerin Şiarı Adalet Olmalı…

Abdulkadir KAÇAR
Gülümsemenin Büyük Sırrı!

İmran GAZEL
İNSAN