• https://www.facebook.com/AdanaBuyukSaatGazetesi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+90 552 241 03 21
  • https://twitter.com/BuyukSaatGazete
  • https://www.instagram.com/adanabuyuksaat/?hl=tr
  • https://www.youtube.com/channel/UC1nzYHN5kSbjEovGgI-AQjQ
Ahmet TAŞGETİREN(KONUK YAZAR)
ahmettasgetiren@hotmail.com
Cemaat, camia ve sonrası
27/10/2016

Bir dönem“Cemaat” idi.Sonra“Camia” oldu.Sonra ne?Bilmiyorum, o yapıya “Cemaat” iken bağlananlar ve birlikte yol yürüyenler, şimdi ne olduğunu biliyorlar mı?

Buralara gelmek için mi yola çıkmışlardı?

“Cemaat”ikenki yapı ile “Camia” olduğunda ve bugün ne olduğuna kriminoloji laboratuvarlarının ve mahkeme salonlarının karar vereceği noktaya geldiğinde aynı muameleyi mi görmeli bu yapı?

Bağlı insanların gönül dünyaları açısından soruyorum soruyu.

Aslında çok genel bir soru bu.  

Böyle bir yapı içinde bulunan herkesin üzerinde düşünmesi gereken soru.

Size bir gün teheccüd kılmanız tavsiye edildi, bir gün de tankın üzerine çıkıp, secde eden insanların üzerine ateş kusmanız. Hangisi, sizin bilmem kaç yılında içine girdiğiniz cemaatti ve hangisi sizsiniz?

Üzülüyorum, içim yanıyor.

Böyle kaç yapı yola çıktığı kodların çok uzaklarına düştü ve kaç insan, gönül karmaşası içinde savruldu gitti?

İslami alan bu tarz oluşumların mezarlığı durumunda. Ve belki binlerce insanın yıkılmış ümitlerinin, duygularının hercümercini yaşıyor.

İslam’ın mazlumiyet günlerinde insanları çağırmışsınız, tertemiz duyguların - bağlılıkların feda oluş hamlesi üzerinde tuğla tuğla bir yapıyı inşa etmişsiniz, sonra da şu veya bu savruluş hengamesinde her şeyin tuzla buz olmasına zemin hazırlamışsınız. Kaç alanda yaşandı bu.

Bunca “Hizmet” çabası, sonunda “28 Şubat soğukları”nın vurgunuiçinden çıkıp gelen, bir Müslüman kadroyu alaşağı etmek için miydi? Erbakan’a takılan çelmeyi unutmuştu bu millet. Başörtüsü cephesinde yaşatılan bozgunculuğu unutmuştu.

Araçlarında Fethullah Gülen’in vaazını dinleyenler şimdi F.G’nin nerede durduğunu değerlendiriyorlar mı?

Bir ara ben, “Gülen ahiretini feda eder mi?” diye soruyordum. Ahiret, bir mü’minin ebedi mutluluk veya hüsran hesabını yaptığı alandı. “Mahşer ciddiyetini bilen bir insan orada savunamayacağı işler içine girer mi?” diye düşünüyordum.  

Erbakan’a çelme takmanın,Tayyip Erdoğan’ı devirmenin, “Haydi başörtüsü cephesini bozuyoruz” demenin savunması nasıl olacak ki orada?

Müslüman, bulunduğu yeri seçer. Seçerken bilincini kullanır. Ve orada bulunduğu bütün zamanlarda, bilinci devrededir. “Uydum kalabalığa” demez.

Geçmişte bir ara ben, içinde bulunduğum yapının öndeki insanına “Siz” demiştim “Düne kadar şu işi yapmıyordunuz. Değiştiniz. Değişiminiz olumlu yönde değil, ama belki ‘Bu çok önemli mi?’ diye sorabilirsiniz. Peki çok daha büyük bir değişim geçirseydiniz sizi nasıl murakabe edecektik?”

Bir yapının içinde bulunan insanlar, belki üst kadroların davranışlarını belirleyemeyebilir ama en azından kendi ölçeğinde bir değerlendirme yapma, açıklama bekleme, itiraz etme, mümkünse düzeltme sorumluluğunu duymalıdırlar. Kimbilir belki de, bugün küçük olan ama zaman içinde dehşetli bir açı farkına dönüşme ihtimali bulunan bir hatayı önlemeleri mümkün olacaktır.  

Amerika’nın “himayesi”nde bir adam Türkiye’de, onbinlerce insanın yüreğine hükmediyor.

Gelin de yanmayın bu duruma.

Koskoca general itiraflarda bulunurken “Sakın Gülen duymasın, beddua eder, geleceğim kararır” gibi konuşuyor. Bu çok dramatik bir durum.

F.G’ye yönelip, “Acı bu insanlara” demek gelmiyor içimden. Onun oraya buraya yönelip, bütün müktesebatını “Yuh olsun” söylemlerine tahsis etmekten merhamete zamanının kalıp kalmadığından emin değilim.

Cemaat’e seslenmek istiyorum. Yani hala o yapının“Cemaat” olduğu zamanlarda yaşayan insanların duygularına.

Teheccüd zamanlarında ellerini açıp ümmet için dua edenlere... Beddua seansları ile yürekleri mengeneye alınanlara değil.

Keşke “Dur”diyebilseydiniz bir noktada, demek istiyorum.

“Dur”diyebilmenin kolay olmadığını bile bile.

“Uçağa, tanka, helikoptere bin ve insanların üzerine bomba yağdır”denildiğinde dur diyebilseydiniz hiç olmazsa...

“Beddua edin”dendiğinde “Kime? Niçin?” diye sorabilseydiniz.

“Alnı secdeye gelen insanlara bu düşmanlık neden?”diye sorabilseydiniz.

Bazı şeyler için çok geç, evet.

Ama gene de bir hamle yapmak lazım. “Cemaat nerde?” diye sormak bile, kendi yüreklerimizde nelerin kaybolduğuna bakmak bile, “Kim nerede neyi oynuyor”u görmek bile bir hamledir.



392 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Saadet çantada keklik olur mu? - 12/01/2021
Yüzde 50 artı 1 çetin bir hesap. Hele o 1. Yüzde 50’yi buldunuz 1’i bulamadınız. Ya da 49.9’da kaldınız. Seçim gecesi oylar sayılırken ölüp ölüp diriltecek bir sancı.
Allah Korusun! - 10/02/2019
.
Türkler... Kürtler... Duygular... - 09/01/2018
.
Kutlu Doğum haftasına çelme takmak niyedir, niye? - 25/04/2017
.
'Kılıç artığı' - 02/03/2017
.
Ahmet Taşgetiren: 'Evet dünyası”ndaki kaygının sebebi... - 26/02/2017
Star gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, bugünkü yazısında 'Evet'çilerin kaygısını kaleme aldı.
Kur’an’da Nifak Ve Münafığın Özellikleri - 14/02/2017
Kalbe düşen nifak tohumu yeşerdiği her an kalbi ele geçirir ve kalbi zehirler. Kalbi zehirlenen ve nifak hastalığına yenik düşmüş her beden artık münafıklık alametleri göstererek hem kendini hem içinde bulunduğu toplumu bulandırır.
İran için ne desem! - 18/12/2016
Halep’te, Suriye’nin genelinde katledilenler nereye düşüyor, İran’ın Müslümanlığı nereye?
HDP operasyonu ve ötesi - 06/11/2016
.
 Devamı
Vedat KAHYALAR
DOĞALGAZ SERÜVENİ VE ADANA

Hasan ÇINAR Adana İl Müftüsü
Merak Edilen Konular Hakkında Fetvalar

Bekir F. YILDIRIM
GENÇLİK NEREDE, BİZ NEREDEYİZ?

Hüseyin ACARLAR (Akit Gazetesi Misafir Kalem)
Üçleme Üzerine Derkenar

Orhan GÖKTAŞ
28 ŞUBAT KARARLARI VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN

Dr. M. Zeki UYANIK
Manevi İklim… Üç Aylar

Ramazan YÜKSEL
Hayali Bile Cihanlar Değer! (9 Eylül 2009 Tarihli Makalem)

Abdulaziz TANTİK
Muhafazakarlık, İktidar ve Düşünce…

Kurtuluş KILINÇ
100. YILINDA CUMHURİYET'İN BAŞINDA KİM OLACAK

Uzman Psikoterapist Adnan KALKAN
BAĞIMLILIK KRİTERLERİ VE DÖNGÜSÜ

Abdulaziz KIRANŞAL
Regaib Gecesi Fırsatlarını Kaçırmayalım!

Doç. Dr. Necmettin ÇALIŞKAN
VEFATININ YIL DÖNÜMÜNDE ERBAKANI AN(LA)MAK

Metin ÖZEL
DİNLEMEMENİN BEDELİNİ AĞIR ÖDÜYORUZ.

Muhammet TUNÇ
Yeni Yılın Nefis Muhasebesi

Sait ÖZDEMİR
Modernite; insanın kendi orijinalliğinden utanmasıdır.

Mustafa BAYGIN
Asimetrik Saldırılar Başladı, Hedef Türkiye!

Recep GÜNDOĞAN
Yol ayırmak mı? İtibar aramakmı?

Battal ASLAN
ŞAVAŞI DURDURAN DİN..!!

Hayati KOCA
ÖMÜR DEDİĞİN

Turgay BAŞBOĞA
28 Şubat süreci gerçekten bitti mi?

Mahmut ERASLAN
Adana Valisi Süleyman Elban'a Sivil Çağrı

Fazlı KORKMAZ
MUSA A.S'IN MİSYONU

Talip KOKTAŞ
Mikro Âlemden Makro Âleme

Mehmet ULUĞTÜRKAN
Türkiye çok değerli bir sanayicisini kaybetti…

Feyzullah AKDAĞ
KISACA MUTLULUK

Mehmet ERGİN
Zihinsel Tipoloji Analizi ile Öğrenciler, Zihin Yapılarına En Uygun Meslekleri Seçiyorlar…

Ahmet TAŞGETİREN(KONUK YAZAR)
Saadet çantada keklik olur mu?

Yusuf KAPLAN (KONUK YAZAR)
Dijital Emperyalizm Çağı

Muhammet YILDIRIM
Güzel insanlar, Güzelliklere vesile olur.

Mehmet ÖZLER
NE “MİLİTARİST” Mİ ?

Abdullah Sevim KULFANİ
Müminlerin Şiarı Adalet Olmalı…

Abdulkadir KAÇAR
Gülümsemenin Büyük Sırrı!

İmran GAZEL
İNSAN