Reklam
Dr. Memet Zeki UYANIK

Dr. Memet Zeki UYANIK


Ramazan ve İbadet…

23 Nisan 2021 - 21:40

Ramazan ayı, kalplerin dirildiği, gönüllerin coştuğu, nefislerin kırıldığı, insani vasıfların tekrar hatırlandığı bir manevi iklim olduğu gibi aynı zaman da bir ibadet ve kulluk vaktidir. Eşref-i mahlûkat olan insanın bu alemde farklı bir takım sorumlulukları söz konusudur. Bu sorumluluğun en önemlisi ve başta geleni şüphesiz ibadettir. Nitekim “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyât, 51/56) ayeti yaratılışımızdaki bu temel amaç ve hikmeti hatırlatmaktadır.

İbadet ve kulluk, “Allah’a gönülden yönelmek, iyi ve güzel bir niyetle, Onun rızası için Salih, güzel, hayırlı amel işlemek; emir ve yasaklarını tutarak itaat etmek; imanı, güzel söz ve davranışlara dönüştürmektir.” Yani imanı ibadetlerle kuvvetlendirmek ve süslemektir.

Diğer bir ifadeyle ibadet; hayatın bütününü kuşatan bir kulluk göstergesidir. Bu itibarla Allah’a ibadet ve kulluk; namaz, oruç, hac ve zekât gibi dinen belirli şartlara ve vakitlere bağlı olan bazı özel ibadetleri kapsadığı gibi; kişiye Allah indinde değer ve sevap kazandırıcı her türlü güzel söz ve salih amelleri de kapsamaktadır.

Binaenaleyh ibadeti sadece namaz kılmaktan oruç tutmaktan…  ibaret bilmememiz gerekir. Bilakis namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek mutlaka edâ edilmesi gerekli birer ibadet olduğu gibi; başta ana-baba ve aile fertleri olmak üzere; eş-dost, komşu ve akrabalara karşı görev ve sorumlulukları yerine getirmek; hasta, yaşlı, ihtiyaç sahibi ve engelli kimselere maddeten ve manen yardımcı olmak; ruh, beden ve çevre temizliğine riayet etmek, zararlı maddeleri yollardan kaldırmak da birer ibadettir.

Aynı şekilde; insanlara güzel söz söylemek, güler yüz göstermek, selâm vermek, kardeşlik hukukunun gereğini yerine getirmek, insanlar arasında adâletle hüküm vermek, kazancı helâl yollardan temin etmek ve kazandığını helal yollarla harcamak, İslâmî prensiplere uygun olarak ticarî ve iktisadî faaliyetlerde bulunmak; hatta her çeşit haram ve günahtan uzak durmak yine başlı başına birer ibadettir. Bu mübarek ayda ibadetin bütün bu çeşitlerini olabildiğince işlememiz gerekir.

Tabi ister ramazanda ister diğer aylarda bu güzel ibadetleri ifa ederken bir şeyi unutmamamız gerekir. O da bu kulluğu sadece ama sadece rıza-i ilahi için yerine getirme şuurudur. Zira ibadetler Allah rızası için yapıldığında kişiye bir fayda sağlar. Allah’tan başkası adına ibadet yapılamayacağı gibi, Allah rızası dışında başka bir amaçla da ibadet yapılamaz.
Allah rızası için yapılan ibadetlerin maddî ve manevî hayatımız üzerinde çok olumlu etkileri vardır: Allah’ı anma vesilesi olan ibadetler; her şeyden önce müminlere Allah indinde değer kazandırır. İmanımızın olgunlaşmasını, ruhlarımızın yücelmesini, kalplerimizde Allah sevgisinin yerleşip yeşermesini sağlar. Bizleri kötü düşüncelerden, her türlü zararlı alışkanlıklardan, günahlardan, yanlış söz ve davranışlardan uzaklaştırıp ahlâkî güzelliğe kavuşturur: “Namazı kıl çünkü namaz kişiyi kötülüklerden alıkoyar.” (Ankebût, 29/45) Ayeti buna işaret etmektedir.

Kısaca ibadet, ihlas ile yapıldığında kalplerimizi çeşitli sıkıntılardan, üzüntülerden ve stresten korur. Gönüllerimize huzur ve mutluluk verir. Yaratılışta mevcut olan aşırı duygu ve eğilimlerimizi frenleyerek, hayatımıza düzen ve ahenk getirir.

Bu bağlamda rahmet ve huzur ayı ramazanda ve diğer vakitlerde hepimiz, ruhlarımızın gıdası, gönüllerimizin huzûr ve mutluluğu, maddî ve manevî sıkıntılarımızın ilacı, Allah’ın ihsan ettiği sayısız nimetlerin şükrü olan ibadetlerimizi yerine getirebilmeliyiz.

Unutmayalım ki, ahirette cezadan kurtulmanın ve ebedi mutluluk yurdu olan cennete kavuşmanın yegane vesilesi Allah’a ibadet etmektir.

Dr. M. Zeki UYANIK
Bu yazı Güney Hakimiyet Gazetesinden alıntıdır.


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum