Reklam
Hüseyin ACARLAR

Hüseyin ACARLAR


Dinlinin Hakkından İmanlı Gelir

10 Mayıs 2021 - 14:17



Bizzat yerin, Kıyamet günü, sarsıntısıyla birlikte, insanların eylemlerine ve hatalarına şahitlik edeceğinin anlatıldığı “Deprem” (Zilzal) sûresini okurken, ayaklarımın altındaki toprağın homurdandığını hissediyorum.
(Roger Garaudy (1913-2012 )“Hatıralar: Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum Kitabından”)

Gündemde olan, gündeme giren veya servis edilen mevzular üzerine söz ve yazıyla çeşnicilik, bana günlük hayatın meşakkati gibi gelir. Gündeme ilişkin uğraşı hem postacılık hem bir başkasının hayatıyla yaşamak gibidir. Her daim güncelliğini koruyan esaslı meseleleri perdeleyen popüler gündemler aslında çirkinliğinden ötürü her gün değişen moda gibidir. Popüler gündem, sürü gütme de sosyal psikoloji unsuru olarak hatırı sayılır düzeyde etkin olmasına rağmen bu zihinsel kontrolü çokta fark edilebilen bir şey değil.

Popüler gündemden sıyrılarak;
Allah rahmet eylesin yüzyılımızın ünlü Fransız Marxist düşünürü Roger Garaudy (Raci Garodi 1913-2012), İslam’la müşerref olma anaforunda 1975’te şunları söylüyordu;


“Ben ölümü hayatı sevdiğim aşkla seviyorum. Çünkü ikisi bir bütün eder. Ölüm -bununla, emek ve sevgiyle geçen uzun bir hayattan sonra gelen doğal ölümü kastediyorum- bir sınır, yaşamın inkârı değildir. Tersine, ölüm hayata en yüksek anlamını kazandırır. Kendi ölümüm hep idealimin kişisel bir ideal olmadığını hatırlatır. Ben ancak beni aşan bir ideale katılıyorsam insanımdır (İnsan Sözü 1975).”

Kuşkusuz Garaduy gibi bir düşünür, Sokrates'in ‘felsefe ölmeyi tercih etmektir’ ifadesinden haberdardı. Ölmek için yaşamayı göze almak esastan gündemimizken, ölüm uğramayacak gibi yaşamaklar güncel olandır.

Popüler düşünce ve yaşam biçimi olarak bu topraklarda varlığını Tanzimat’la başlatabileceğimiz bu ölümden kopma sürü psikolojisinin, Ziya Gökalp’in saçma bir tercümeyle dilimize “muasırlaşma” olarak tercüme ettiği, sonraları “çağdaşlaşma” olarak değişen esaslı haliyle de” sekülerizm”, ölümü ve dolayımı ile dini devre dışı koymaya çalışıyordu. Akabinde hayattan Tanrıyı kovup kendi tanrılığını ilan ediyordu.

Hristiyanlığın sistematik hale gelmesinin piri Aziz Pavlos’un; “ Kayzerin –kimi yerde Sezar denilir- hakkı ı Kayzere, Tanrının hakkı Tanrıya” ifadesi iki alan problematiğini oluşturup modern dönemde laikliğin üst aşaması “sekülerizme” alan açıyordu. Aşkın fikir, zarif sanatın yaşamdan çok ölüme yakın olmakla gerçekleşebileceği unutulalı beri, İslamcılar yaşamayı tercih eder oldular. İslamcılık politik bir tanımlama ama dindarlık politik bir tanımlamadan çok kadim bir kavram olarak köklüdür. Neticede İster çağdaşlaşma ister muasırlaşma ister laiklik ister sekülerizm deyin, modernleşme çabalarının günümüzdeki hasılasının kirinden nasiplenen İslamcılar yakasız gömlek yerine İtalyan Pierre Cardin yaka gömleklerine dük kravatlarını yakıştırıp, etrafta dolandıklarında değiştirdikleri sadece gömlekleri değil daha derinlerde dini psikoloji de ki algı değişikliydi..Zira İslam bir yaşam alanı olarak düaliteyi reddedip, bir manada eriterek adlandırma yapar.

Ne demek istiyorum? Dediğim şu;
Dindarım ama aynı zamanda modernim demek, hem bu çiçek hem de asfaltta yetişir demektir ki düşünce ilkelerinden mantıksal çelişmezlik ilkesine aykırı kalır. Dindarlar İslamcı olmayabilir, İslamcılarda dindar olmayabilir.

Din eğer imanla ve salih amelle varsa orda İslam’dan bahsedebiliriz. Çünkü İman sadece dil ile değil kalp iledir. Kalp ile imanın alametifarikası, iyiliği vaaz edip, kötülüğe şiddetle karşı çıkmaktır. Din imandan ayrıma tabi tutulmuşsa orda bir din vardır. Ama orada var olan İslam değil başka bir şeydir. Allah indinde din İslâm olarak tanımlanırken(İnned-dine indellahil islam) muffassal yöntemle bir başka ayet-i kerimeyle de tanımlama keskinleştirilip ayrıştırılır. ”sizin dininiz size benim dinim bana (Leküm diniküm veliyedin).”

Demek ki Allah indinde kabul görmeyen bir din var. “Kalbim temiz ben dindarım” demeniz sizin tanımlamanız. Bu söylem sizi dindar yapar. Ama Allah indindeki din vicdanlara sığmayacak kadar makro kozmosu da kapsar. Bu anlayış kişiye özel değil popüler güncelliğin size savunma refleksi olarak kazandırdığı bir tutumdur. Esaslı gündemden kaçmanın yoludur. Kaçak güreşmektir. Dinin insan olarak içinde yaşanılan varoluşsal krizle yüzleşmemizi öğütleyen yalın gerçeği ise ölümdür.

“Dinsizin hakkından imansız gelir” demek popüler söylemdir. Ama “dinlinin hakkından imanlı gelir” popülarite karşıtı bir duruşu ifade eder.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum