Turgay BAŞBOĞA

Turgay BAŞBOĞA


Biz en iyisi"Günün Birinde" gelecek "Mehdi"yı beklemeye devam edelim

12 Ağustos 2021 - 06:31

Biz en iyisi ‘’Günün Birinde’’ gelecek ‘’Mehdi’yi’’ beklemeye devam edelim…

“Hedef nedir?” sorusunun somut karşılığını yitirenler,artık sadece, “Günün birinde…” ve ‘’ Duruma göre’’ olarak tanımlanan ve esrarengiz söz ve mistik pozlarla hissettirilen,  kutsallaştırılmış ve amorf ideallerin girdabına düşmüş demektir… “Duruma göre…” ile mekân/vatan bilincini sıfırlayan, “Günün birinde…” ile zaman bilincini karartan mekanik kişilikler/yapılaşmalar, ülkemiz ve insanlık için özellikle büyük bir tehlikedir. Bu sıcak tehlikeyi ciddiyetsiz bir dille sulandıran düşünce vasatı, savruk siyasetlerle soğutan hantal bürokratik seviye ise ihanet mesabesinde büyük bir talihsizliktir. 

 

Dünyevî ihtiraslar uğruna dinî ilkeleri laçkalaştırmakta gösterilen başarı, kapitalizmin ilkelerini dinî ihtiraslarla laçkalaştırmakta da gösterilmiştir. Bu, çift yönlü mukallitlik ve çift yönlü samimiyetsizliktir. Operasyonel niyetlerle hareket eden ve düşünmenin memnu meyve imişçesine yasaklandığı bireylerin iç dünyası bir müddet sonra sıfırlanır ve bir yaratığa dönüşürler… Bu sürecin ve modelin batılısı ve ya yerlisi ,öncesi ve ya sonrası ve orijinalliği ve ya taklidi küçük nüans farkları olsa da fark etmez , işleyişleri aynıdır…

‘’Kiralık Katiller’’ gibiyiz...

 

İdman yapıyor, formumuzu koruyor, hayvani iştahalarımızı ihmal etmiyor ve para karşılığında kendimize,neslimize,tabiata ve bizi biz/insan yapan tüm değerlere savaş açıyor ve kast ediyoruz… Asla düşünmüyoruz; elimize verdikleri fotoğrafı duvara asıyor, fotoğraftaki adamı/kendimizi/neslimizi/tabiatı/değerlerimizi ayrıntılı olarak inceliyor, nasıl öldürmemiz gerektiğine karar verip operasyona başlıyoruz…

Bir makine gibi çalışıyoruz…

Gerçek şu ki; Kapitalizm, tebaasını böyle bir işleyişe teknik olarak zorlamaktadır. Kapitalizmin formları hayattan devşirilmiş, hayatın üstünü çelik zırh gibi kuşatmıştır. Batılıların eşyaya hükmetme konusunda kazandıkları zafer, formel düzene gösterdikleri samimi bağlanışın bir sonucudur. Sanayi kapitalizmi öncesinde maneviyat, servet elde etmeye vasıta kılınmış, sermaye birikimi cizvitçe kutsanmıştır. Bu yüzden ontik bir temele dayanmadan kapitalizmi eleştirmek, eleştireni anti-kapitalist bile yapmaz. Kapitalistlerin sağ kanadı, bizde de dinî ilkelerin operasyonel niyetlerle kullanılmasından nemalanmıştır. Cari hukukun meşru gördüğü eylemleri gerçekleştirmenin önünde tek engel olan İslamî ilkeler, “Günün birinde…” vaadiyle askıya alınabilmiştir… Bu ahlak, içinden geçtiğimiz günlerde meyvelerini vermeye başlamıştır…

 İç dünyası dışa kapalı insanlar; kârı en yükseğe, maliyeti en aza indirmeye mecbur varlıklar olarak görülürler. İnsan-insan ve insan-tabiat ilişkilerinin bu şekilde tanzimi, hoşa gitmese de samimi bir ahlâkî duruştur. Aynı tanzimi, kutsal gayeler adına yapanların samimiyetleri ise mukaddesat kılığına bürünmüş maddeciliktir. Samimiyet (fikir-zikir birliği), kişilik ölçümünde “Hakk Katı”nda tek göstergedir ama dünyevî muaşerette samimiyet hiçbir eylemi meşrulaştırmaz; hukuk da onun için vardır.

Filmlerdeki ‘’Kiralık Katiller’’ en azından kiralık katil olduğunu bilecek kadar bir bilinç sahibidir. Kiralıktır yani “mülk” değil, mekanik azasını zinde tutmaktan başka bir amacı yoktur; tam bir haz varlığıdır. İç dünyası/Kişiliği sıfırlanmış garip yaratıklar ise mekanik de değillerdir, otomatiktirler; benliklerinin başkaları tarafından mülk edinilmiş olması, onların programlanıp çok amaçlı kullanılmasını sağlayabilmektedir… Günümüz dünyasında, otomatik cihaza dönüştürülmüş bireylerden inşa edilmiş ve iktidar gücüne ortak/sahip olmayı hedefleyen çok sayıda örgüt ve yapılaşma vardır. Örgüt yapıları, büyük bir makine, bireyler ise makinenin işlemesini sağlayan parçacıklar gibidir… Demokrasilerin içerisine sığacak şekilde biçimlenmiş, iktidardan hissedar olacak şekilde hareket eden bu örgütlü yapılara bir ideolojik köken belirlemek gerekirse: ‘’ Post-modern Faşist’’ denilebilir. Klasik faşistlerin “ötekiler”e dönük tavır ve davranışları nettir; post-modern faşistlerde ise ötekiler ve ötekilerle muaşeret, duruma göre değişebilmektedir. İdealler sislidir, bireyler “Günün birinde…” gerçekleşeceğine inanılan, son derece muğlâk hedeflere bağlanmıştır.

‘’Duruma Göre’’ davranmayı içselleştirmiş/kişilik haline getirmiş çağın müslümanı olarak ‘’Günün Birinde’’ hedeflerimize ulaşmamız nasip olacak mı/mümkün mü sizce?

‘’Duruma Göre’’ pek mümkün görünmüyor!

Biz en iyisi ‘’Günün Birinde’’ gelecek ‘’Mehdi’yi’’ beklemeye devam edelim…

Selametle Kalın…

Bu yazı 208 defa okunmuştur.