Reklam
Uzm. Psikoterapist, Aile Danışmanı Adnan KALKAN

Uzm. Psikoterapist, Aile Danışmanı Adnan KALKAN

GENÇLİK VE AİLE

Sosyopsikolojik Açıdan Corona Virüsü, İnfodemi, Nüfus Ve Yeni Dünya Düzeni

04 Haziran 2021 - 07:50

Dünya nüfusu 2020 yılı itibariyle 7 milyar 780 milyona ulaştı. Teknoloji ise bütün baş döndürücülüğüne rağmen henüz bazı projelerin uygulamaya konması için yetersiz olduğu gözlenmektedir. Örnek ise Konnektom Projesi (connectome project)’dir. Bir nevi insanın dijital ortama aktarılması söz konusu olacaktır. Ancak teknolojik alt yapı henüz yetersiz kalmaktadır.
Bir taraftan insan beyni üzerine yapılan çalışmalar ile yapay beyin projeleriyle insana olan ihtiyacı ortadan kaldırmaya çalışırken, diğer taraftan insan soyunu kurutmak ve böylece nüfusu azaltmak için çalışmalar yapılmaktadır. Dünyanın sözde efendileri kendilerine hizmet edecek sayıda insan sayısının kalması ve fazlalıkların ortadan kaldırılması, böylece sözüm ona sınırsız insan ihtiyaçlarını sınırlı doğal kaynaklarla rahat karşılaması çalışmaları devam etmektedir. Robotların insan işlevini görmesi insana olan ihtiyacı da azaltmaktadır. Materyalist göz ile bakıldığında yani yeryüzünün halifesi yerine kullanımlık hizmetçi vazifesi yüklenen insana ihtiyaç azalınca insan sayısı da azalmalı fikrindeler. Bu nedenledir ki 8 milyara yaklaşan insan nüfusunu 500 milyona indirme planları yapıyorlar.
Gerek H1N1 (Domuz gribi) gerekse H5N8 Kuş gribi virüsleri ortaya atıldıktan yıllar sonra bunların oyun oldukları anlaşıldı. Bu gün Corona Virüsü (Covit 19) de hayvanlarda varlığını gösteren bir virüstür. İnsana bulaşması zor olsa da neticede imkânsız değildir. Ve laboratuarda mutasyona uğratılma ihtimalini de düşünürsek zarar verir hale geldiğini gözlemlemekteyiz.
Her sene grip ve soğuk algınlığı gibi nedenlerle dünya genelinde yaklaşık 1 milyon insan hayatını kaybediyor. Ancak dünya genelinde herhangi bir algı veya farkındalık çalışması pek yapılmamaktadır.
Corona virüsü (Covit 19) Çin’de ortaya çıkması ve yayılması sürecinde dünyanın birçok ülkesi tehlikenin pek de farkına varamadı. Çin Wuhan kentini karantinaya aldı. Ölümler ve vaka sayısındaki ciddi artış evvela komşu ülkeleri, ardından ise dünya devletlerinin tedbir almasına yol açtı. Fakat geç kalınmışlığın bedeli ağır oldu ve olmaya devam edecek.
Corona virüsü hiç şüphesiz bulaşıcılığı yönüyle bütün devletleri ve milletleri esaret altına aldı. Dünyanın süper güçlerine diz çöktürdü. Türkiye dışındaki ülkeler ancak kendilerine yetebilirken, Türkiye hem kendine hem de insanlığa ciddi anlamda yardım çalışmaları yaptı, yapıyor.
Kimi bu virüsün doğal seyrine yönelik ilerlediğini dile getirirken, kimisi de mutasyona uğradığı/uğratıldığı üzerine fikir beyan etmektedir. Corona virüsün laboratuar ortamında oluşturulduğu fikri ise gerek devletler, gerekse uzmanlar arasında tartışma konusu olmuştur.
Avrupa uzun zamandır nüfus kaybı yaşamaktadır. Doğum oranları sürekli düşerken, yaşam süresi ise sürekli artmaktadır. Manevi yönüyle bakıldığında Hz. Muhammed (ASM) “Eğer beli bükülmüş ihtiyarlarınız… olmasaydı belalar sel gibi üstünüze dökülecekti (1)” anlayışı batıda olmadığı için “genç nüfus, yaşlı nüfusu besleyemiyor” anlayışı hakimdir. Bu anlamda yaşlı nüfus yük olarak algılanmakta ve corona virüs yaşlı nüfusa daha çok bulaştığı için akıllara “acaba batı yaşlı nüfustan kurtulmak mı istiyor? sorusunu getiriyor.
Dünya ekonomisi corona virüs sebebiyle ciddi kriz yaşamaya başladı. Ne 1. Harb-ı Umumi ne de 2. Harb-ı Umumi bu kadar geniş coğrafyada, bu kadar sayıda devletle ve bu kadar psikolojik ve ekonomik tahribat oluşturamadı. En güçlü devletleri dahi tesiri altına aldı ve esir aldı. Ekonomik açıdan uluslar arası ticaret ve ulaşım durma noktasına geldi. Her ne kadar ABD ve Çin arasında dünya iktidarlığı kavgası yaşansa da hem Çin hem ABD ciddi hasar aldı. Bu da akıllara “gizli dünya devletleri” ya da diğer bir tabirle “gizli dünya hanedanları” tarafından “yenidünya düzeni” mi dizayn ediliyor? sorularını getiriyor. Nitekim gerek psikolojik gerekse siyasi anlamda yeni bir düzen getirmek için şu süreç işler: “Denge-Dengesizlik-Yeniden Denge.” Corona virüs öncesi gündelik hayat dalgalı da olsa dengedeydi. Corona virüs ile akademik, psikolojik, sosyolojik, ekonomik vs. ciddi bir dengesizlik yaşandı. Tam bu süreçte gizil dünya güçleri kendi istedikleri düzeni algı ve manipülasyon ile yeniden dengeye oturtmak isteyebilirler. Malumdur ki “su bulanmadan durulmaz.” Özellikle Müslümanlar basiretli ve ferasetli olmalıdır. Yeniden denge kurulurken insani ve İslamî düzen için çaba sarf etmelidirler. Misal corona virüse yönelik ilaç üretimini Müslümanlar yapmalıdır. Fıtrattan uzaklaşılan her adım insanlığa zarar demektir. Allah (cc)
(Ey Resulüm!) Öyle ise hakka yönelmiş olarak yüzünü (hak) dîne doğrult! Allah'ın, insanları onun üzerine yarattığı (İslâm) fıtratına! (Ki her çocuk, İslâm fıtratı üzere doğar.)Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte doğru din budur! Fakat insanların çoğu bilmezler(2). Batı insan figürünü ortadan kaldırdıktan sonra yerine fıtrata uygun bir insan figürü de ortaya koyamamıştır. Müslümanlar bu süreçte aktif çalışmalıdır ki, Hakkın emirleri yeryüzüne hâkim olsun.

Dünya Sağlık Örgütü Corona virüsü pandemi ilan ettikten sonra bütün dünya ülkeleri harekete geçti. Hastalığın yaygınlığı beraberinde ilaç çalışmalarını, bu da beraberinde Fen bilimlerindeki gelişmeyi getirecektir. Dünya ülkeleri ilaç ve aşı üretme yarışına girdiler. Şüphesiz bu da insanlık üzerinde kimyasal değişimi beraberinde getirecektir.
Son olarak yaşanan bu süreçte infodemi durumunu da göz önünde bulundurursak ciddi psikolojik/ruhsal bozuklukların ortaya çıkması söz konusudur. İnfodemi, kriz dönemlerinde asılsız haberlerle veya haberleri ciddi bir şekilde abartarak korku ve paniğe sebep olmaktır. Özellikle anksiyete, sürekli temizlik obsesyonlarından dolayı OKB, depresyon ve beyinde sürekli korku senaryoları kurma sonucu bipolar bozukluğu, bu süreçte travma sonrası stres bozukluğu ortaya çıkarak yaygınlık kazanması söz konusudur.  Çözüm ise bütün tedbirleri alıp takdiri Allah’a bırakmaktır. Gerek patolojik/bedensel gerekse psikolojik problemlerin çözümü İslam’dadır. Müslümanlar inandıklarını yaşamaya yani davranışlarına yansıtmaya çalıştıkları takdirde çaresizliğe düşen insanoğlu çözümü İslam’da arayacak ve bu da yeryüzünde İslam’ın hâkim olmasına vesile olacaktır.
Not: Bu makalem Nisan 2020'de yazıldı... Önemini korumaktadır.

ADNAN KALKAN
Uzman Psikoterapist
Sosyolog

  1. Müsned, 11/511
  2. Rûm Sûresi /30